Ketojenik Diyette Kaçamak

Ketojenik beslenmede belki de en zorlanılan ve hakkında en çok soru aldığım konulardan biri de kaçamaklar ve yapılma sıklığı.

Bir süreliğine, diyelim ki 3-6 ay süre ile ketojenik beslenmeyi planlıyorsunuz. Özellikle adaptasyon aşamasında (ilk ay) olabildiğince basit düşünmeli, öğünlerinizde ne yediğinizi bileceğiniz – makroları takip edebileceğiniz- bir şekilde planlayarak götürebilmelisiniz ki temelleri sağlam atıp etkileri tam anlamıyla gözlemleyebilme şansınız olsun.

Ketojenik beslenme eğer ağır bir antrenman programına sahip bir atlet değilseniz (ki muhtemelen değilsiniz) öğünlerde düzenli karb. (bakliyat-ekmek- yarım tabak pilav vb.) alımını ya da bir kaç günde bir yenilen tatlıyı – fazla meyveyi, ne yazık ki kaldırmaz.

Anlayacağınız, düzenli şekilde ketojenik beslenmek istiyorsanız “kaçamak” kavramına bakış açınızı değiştirmeniz gerekli.

Özellikle adaptasyon aşamasında kişinin çoğu zaman kendinibadem unları, krem peynirler, stevia/eritritol ile yapılan “hamur işleri” ve tatlılara boğması, hindistan cevizi yağlı kahvelere sırtını yaslayıp beslenmenin temel prensiplerini ihmal etmesi, orta ve uzun vadede istenilen sonuçlara ulaşılmasını ne yazık ki – en “tatlı” şekilde söylersem, engelliyor!

Bazı şeyleri kafanızda bitirmediğiniz, en azından planlı bir süreliğine belli alışkanlıklarınızdan neredeyse “tamamen” vazgeçmeye hazır olmadığınız sürece ketojenik beslenme sizin için uygun olmayabilir.

“Herkes ketojenik beslenmeli, sağlıklı olmanın tek şartı bu” diye bir kural yok.

Kendinize karşı dürüst olun:

İttir-kaktır sürdürdüğünüz, “sonuç alamadım!” deyip bırakacağınız bir ketojenik diyet yerine; çıtayı düşük ama sürdürülebilir tutup kendinizi keskin yasaklarla tartmadan, hakkını vererek yapacağınız düşük karbonhidratlı bir beslenme modeliyle daha iyi hissedebilir, daha iyi sonuçlar alabilirsiniz.

Eğer yönetebiliyorsanız süreç ya hep ya hiçya siyah ya beyaz tarzında olmak zorunda değil, zira sürdürebilirlik en önemli şey.

Makro denen şey de ne?

Özellikle ketojenik beslenmenin popülerleşmesi ile hayatımıza giren, son dönemde adını sık sık duyduğumuz makro kavramı çoğumuz için ciddi kafa karışıklığına neden oluyor.

Farklı beslenme sistemleri ve diyetler; farklı amaçlar doğrultusunda (kozmetik-sağlık-performans odaklı) farklı makro oranları kullanarak bedenin ihtiyaçlarını karşılamaya odaklanırlar.

Makro, özünde makrobesin öğeleri yani kabaca protein, yağ ve karbonhidrat ve alkol demektir. Protein ve karbonhidrat gram başına 4 kalori içerirlerken yağ 9, alkol ise 7 kalori içerir. Bu mantıkla yediklerimizin içerdiği öğeleri gram cinsinden bilirsek dört işlem ile kalorilerini kolaylıkla hesaplayabilir, kendimizce ne kadar sağlıklı olduklarını yorumlayabiliriz.

Anlayacağınız, makroları hesaplamak dediğimizde gündelik yediklerinizin/içtiklerinizin içerdiği besin öğelerinin miktarlarını tahmini şekilde gram olarak hesaplıyor, ortaya çıkan tabloyu amacımız doğrultusunda yönetmeye çalışıyoruz.

Pratiğe Dökümü:

Örneğin hedeflerimiz doğrultusunda 1200 kalorilik bir diyet yapmaya karar verdiniz/diyetisyen tarafından önerildi. (Bu rakam oldukça kişisel ve değişken olup arkasında ciddi bir bilim yatar, lütfen kafanıza göre günlük enerji alımınız ile oynamayın ve bu örneği birebir uygulamayın.)

  • Bu 1200 kalori standart 5-6 öğün, bol karbonhidratlı – düşük yağlı bir diyet için, %60 karb yani toplam 180g. karb + %15 protein yani 45g. protein + %15 yağ yani 35g. yağ alımı demek.

Bu da bol bol ekmek, meyve ve yağsız peynir, et, sebze yemeği anlamına geliyor.

  • Diğer taraftan 1200 kalorilik bir ketojenik diyet, %5 karb yani 25g. net karb + %20 protein yani 60g. protein + %75 yağ yani 100g. yağ içerir.

Yani karbonhidrat kaynaklarından (süt – doğal bal – meyve – bulgur vb.) kaçıyorsunuz ama öğünlerinizdeki peynir, et, salata, sebzeler bol yağlı.

  • Bu kadar düşük karbonhidrat bana gelmez, ama yine de ekmek yemek istemiyorum – ağzıma atınca gerisi geliyor mu diyorsunuz? Bu durumda 1200 kalorilik düşük karb. herhangi bir yaklaşım, (Karatay/Dukan/Atkins gibi) işimizi görecektir. Gelin yeni diyetimizde toplam karbonhidrat alımını ikisinin arasında bir noktaya, örneğin %25`e çekelim. Yani yeni sistem %25 karb. – 75g. net karb. + %20 protein yani 60g. protein + %55 yağ yani 73 gram yağ. içerecek.

Bu da özellikle meyve ve bakliyatlardan ciddi ödünler vermeden ikisinin arasında bir yerde kalarak yağlı da yiyerek ilerlemenizi sağlar.

Makrolarınızı bilmek esneklik sağlar.

Anlayacağınız bu işin kesin bir kuralı olmamakla birlikte amacımız sağlık durumunuz, ihtiyaçlarınız ve imkanlarınız doğrultusunda sizin için en iyisini bilimsel bir yaklaşım eşliğinde planlayabilmek.

Makrolarınızı Bilmek Esneklik Sağlar.

Bir diyeti sağlıklı ve sürdürülebilir kılan, içeriğindeki besinlerin kalitesi ve dolayısıyla ihtiyacınız olan makro-mikro besin öğelerini karşılama miktarıdır.

Bu karşılama miktarını anlayabilmek ve öğlen tatlı yedim, akşam bir şey yemeyeyim de “dengelensin” dememek için uyguladığınız sistemdeki ihtiyaçlarınızı (yani makrolarınızı karşılama oranınızı) biliyor olmanız,

  • Hangi diyeti yapıyor olursanız olun size elle tutulabilir bir veri sağlayarak sağlıklı sürdürülebilirliği ve tutarlılığı arttırır.
  • Beslenmenize dair alternatifler ve içgörü sağlar, bedeninizi tanımanıza yardımcı olur. En azından sizi kiraz-hurma detoksu- gibi garip fikirlerden korur.

Hesaplayın:

İhtiyaçlarınızı belirleme noktasında ya güvenilir bir online hesaplayıcıdan, ya da konuda bilgi sahibi bir uzmandan destek almanızı önermekle birlikte kilo yönetimini yaparken sağlığınızı da ön plana koyarak bu konuya birazcık da olsa kafa yormanızı öneririm.

En Basit Haliyle Ketojenik Diyet

Ketojenik beslenme biçimine dair yazılan, söylenen çok şey var. Neyin ne olduğunu doğru şekilde anlamaya çalışıp süreci denemek isteyen biri için; bir de işin içine makro sayımları, yasaklar, aralıklı oruç, beslenme takviyeleri, yapay tatlandırıcılar, badem unları, keto gribi, keton ölçümleri girince.. her şey oldukça karışık gözükebiliyor.

Sadeleştirerek anlatmak gerekirse ketojenik beslenmenin ilk (ve neredeyse tek bir katı kuralı) var; o da “ketosis” metabolik durumundan çıkmamanız. Ve, çıksanız dahi bu duruma olabildiğince çabuk tekrardan girmeniz.

Bu da karbonhidrat kaynaklarından fakir bir şekilde beslenmek ve olabildiğince aktif kalmakla mümkün.

Görsele bakın, denklemimiz basit:

Bir protein kaynağı ile başlayın, yanına yasaklı olmayan sebzeleri koyun ve üzerine özgürce sağlıklı yağları ekleyin. Doyana kadar yiyin ve acıkana kadar bir daha yemeyin! (Makrolar bu noktada önem kazanmaya başlar)

Acıktığınızda aynı tabağı farklı protein kaynakları ve sebzelerle yine oluşturun. (Çeşitlilik yaratıyoruz.) Sonra yine tekrarlayın.. Süreç ilerledikçe ve tokluk hissiniz arttıkça protein miktarını azaltıp (keto yüksek protein içerikli bir beslenme değildir.) yağ ve yeşillik tüketiminizi ihtiyaçlarınıza göre düzenleyin.

Toklukla birlikte öğünleriniz arasındaki saatler arttıkça aralıklı orucu sürece dahil edin. Bir müzik aletinden doğru notaları almak için akort eder gibi; öğünlerinizin tadı-faydası-tınısı sizin için tamam olana dek ince ayar yapın.

Denklem basit ama işin içine aylarca sürecek devamlılık ve sağlığınız girince, bir yerden sonra (bazen en başından) profesyonel yardım gerekebiliyor.

Sürdürülebilirlik:

Beslenme programınız; bilimsel prensipler çerçevesinde sağlık durumunuzu, ihtiyaçlarınız ve imkanlarınızı göz önüne alarak hazırlanmalıdır. Ketojenik beslenme kısıtlı bir diyet listesi olmaktan ziyade üzerine okumalar-araştırma yaparak öğrenilecek, doğru bilgilerle günlük pratiğiniz üzerinde düzenlemeler yapmanız gereken bir sistemdir.

Burada kritik konu; sağlığınızı riske atmadan yemeklerde doğaçlama yapabilmek yani “sürdürülebilirlik“.

Günlük yaşantınıza ve damak tadınıza uymayan yemek listeleriyle aylarca devam etmeniz imkansız. Nasıl değişikliklerle sistem hayatınıza uygun hale getirilir, işte asıl soru bu.

Ketojenik Mantarlı Omlet

Keto Mantarlı Omlet

​Gününe kolay, lezzetli ve hızlı başlayacak bir yol mu arıyorsun?
Hazırlama Süresi2 dakika
Pişirme Süresi3 dakika
Toplam Süre5 dakika
Kategori: Kahvaltı
Mutfak: Akdeniz Mutfağı, Amerikan Mutfağı
Servings: 1
Calories: 520kcal

Malzemeler

  • 3 adet yumurta
  • 3 yemek kaşığı tereyağı
  • 30 gram chedddar peyniri
  • ¼ soğan
  • 4 mantar
  • göz kararı tuz ve karabiber

Talimatlar

  • Yumurtaları karıştırma kabına kırıp tuz ve karabiber ekleyin.
  • Yumurtalar karışıp tek bir renk haline gelene dek bir çatal yardımıyla karıştırın.
  • Bir tavada tereyağını eritin ve mantar ve soğanları ekleyip pişene kadar karıştırın.
  • Yumurta karışımını ekleyin.
  • Yumurta pişerek katılaşmaya başladığında hala üzerinde pişmemiş bir kısım var iken peyniri ekleyin.
  • Bir spatula yardımıyla yumurtayı ikiye katlayın ve altın rengini alana dek iki tarafını da pişirin.
  • Omletinizi tabağa alarak servis yapabilirsiniz.

Notlar

KARBONHİDRAT: %4 = 5 g + 1 g Lif
YAĞ: %76 = 44 g
PROTEİN: %20 = 26 g

Diyetisyen Randevusu Öncesi Sorular

Görseldekiler bir süredir en çok kulağıma çalınan sorular, talepler…

Danışanlarımdan değil; bilgi almak için arayanlardan gelen, randevu almadan önce sorulan sorular bunlar.

Evet, beraber çalışabilmek adına sizin için doğru kişiyi bulmanız gerekir, buna kalpten inanıyorum.

Bunun için sorular sormalısınız, hem kendinize hem karşınızdakine, doğru. Ama aşağıdaki örnek sorular ne kadar doğru, tartışılır.

Gelin, birlikte örnekler ile ilerleyelim.

  • “Bana bir ayda 15 kg verdirir misiniz?”

Ben kimseye kilo verdirmiyorum. İhtiyacı ve isteği olanlara yardımcı oluyor, yol gösteriyorum. Sizin adınıza yemek yemediğim gibi kiloyu alacak olan da verecek olan da sizsiniz. Burada benim görevim size güncel bilimsel verinin ışığında sizin için en sağlıklı ve sürdürülebilir yolu bulmanız ve hayatınıza adapte edebilmeniz size için yol göstermek, motive etmek.

  • “Sadece keto/aralıklı oruç/Karatay/Atkins/su orucu/yumurta diyeti/juice fast vsvs. yapmak istiyorum. 10 kiloyu ne kadar zamanda veririm?”

Cevaplaması zor, hatta çokça mümkün değil. Ancak tahlillerinizi, diyet geçmişinizi detaylı inceleyerek ve birlikte hazırladığımız programa uyacağınızı varsayarak rasyonel tahminlerde bulunabilirim. Sizi tanımıyorken; tahlil sonuçlarınızı görmemiş, alışkanlık ve tetikleyicilerinizi, nasıl bir dönem geçirdiğinizi bilmiyorken, size uygun beslenme modeline uzaktan karar veremem, sizin adınıza varsayımlarda bulunmam.

Sizin canınız bu diyetlerden birini yapmak istiyor olabilir, ama genel sağlık ve ruh durumunuz el verecek mi? Sürdürülebilirlik adına altyapınız hazır mı? Bir çıkış planınız mevcut mu?

  • Görüşme sürelerimin uzunluğu.

İlk görüşmemin ortalama 60-90 dakika sürüyor olmasının sebebi tam da yukarıda bahsettiğim nedenlerden ötürü sizi tanıyabilmek.

Beslenme sürecinize müdahale etmemi istiyorsunuz ama bunu sizi, genel sağlık durumunuzu, günlük rutininizi, yeme alışkanlıklarınızı, ihtiyaç ve deneyimlerinizi dinlemeden, sizi anlamadan sağlıklı bir şekilde yapamam. Kontrol randevu süreleri için de benzer bir durum söz konusu. İnsanın ihtiyaçları gün be gün değişir.

Hastaysanız başka, iş gezisine/tatile çıkacaksanız başka, hayatınızın çok stresli bir dönemindeyseniz başka türlü davranır, yer ve içersiniz. Bunları bilirsem, sizinle ona göre bir harekat planı oluştururuz. En önemlisi kendinizi tanımış ve sürecinizi detaylıca değerlendirmiş olur, kalıcı değişiklikler yapmış olursunuz.

  • “Diyet listelerini hangi sıklıkta değiştiriyorsunuz?”

Her gün gazetelerde onlarcası da yayımlanan diyet listelerinde bir sır ya da mucize yok. Olay, siz o listeye uyduğunuzda gerçekleşiyor. (Ama listenin de size uyması lazım; ihtiyaç ve yaşam biçiminize..) Listelerin değişim sıklığı sizin ihtiyaçlarınız doğrultusunda birlikte belirlenir. O yüzden yatak çarşafı değiştirir gibi, haftalık-aylık bir standardı yoktur.

(Sürecin hedefinde aslında listesiz doğru beslenmeyi başarmak var; görüşmelerimizde öğrendiklerinizle, size zarar veren alışkanlıklarınızı faydasını görecekleriniz ile değiştirmeniz yani.)

  • Hayır, her aradığınızda bana ulaşamazsınız. Her aradığınızda ulaşabildiğiniz kişi çalışmıyor, ya da sadece size çalışıyor demektir.

Yoğun bir takvimim var, fakat görüşme aralarımda asistanımın notlarına düzenli olarak bakar, danışanlarıma en geç 24 saat içinde yazılı/sözlü dönüş yapar, sorunuzu cevapsız bırakmam.

“Kişiye Özel” Diyet?

Tüm uzmanlar kişiye özel beslenme programlarından bahsederlerken günün sonunda elimizde kalanlar neden benzer listeler ve fit tariflerdetoks çayları oluyor?

Kalori hesaplanıp hazır çıktı doldurulunca listenin bir anda “kişiye özel” hale geliyor olması biraz garip değil mi?

Bir şeyler eksik sanki..

Diyelim ki çocuksuz komşunuz bankacı Seda Hanım ile benzer fiziksel özelliklere sahiptiniz.

Ondaki büyük değişimi görüp diyetisyenine gittiniz ve verdiği benzer listeyi uygulamaya başladınız.

Seda Hanım’a yarayan diyet planı, onun uygulamayı başarabildiği listeydi..

Peki bu diyet sizin hayat dinamiklerinize uymuyorsa ne yapacaksınız?

Bu noktada çalıştığınız kişiye büyük sorumluluk düşüyor.

  • Eğer kişi “ben yaptım oldu” mantığı ile sizi bir kalıba sokmaya çalışıyor, birkaç günden fazla sürdüremeyeceğinizi daha dinlerken farkettiğiniz ve durumu kendisine dile getirdiğiniz halde konu hakkında herhangi bir esneklik göster(e)miyorsa,
  • Eh şunu da yemeyi hiç sevmem, ama bir deneyelim bakalım; belki bir sonraki listeye değişir diyorsanız,
  • Kafanız şunu neden içiyoruz, bunu neden yiyoruz? Ben bunu nerden bulacağım ki? Aynısı internette de vardı, boşuna mı geldik? gibi sorularla dolu şekilde kendinizi 15 dakika sonra ofisten çıkmış halde bulduysanız,

O uzman-danışan ilişkisi yüksek ihtimalle sağlıklı şekilde yürümeyecektir.

Gerçekten sizi dinleyecek; gündelik yaşantınızdaki zorluklar, şartlar ve ihtiyaçlarınıza göre beraber planlama yapabileceğiniz birine ihtiyacınız var.

Hayatınızın mevcut durumu, stres düzeyiniz, saatler ve imkanlarınız doğrultusunda “diyetisyen”den ne beklediğinizi önceden kafanızda tasarlayın ve çalışacağınız kişiyi bu ihtiyaçlar doğrultusunda araştırarak belirleyin ki görüşmeniz umduğunuz gibi geçsin, bir sonraki diyetiniz gerçekten “size özel” olsun.

Doğru Kişiyi Bulmak?

Şehrin/sektörün “en ünlü – en başarılı” uzmanı ile de çalışsanız; eğer hedef, imkan ve ihtiyaçlarınız o kişi ile uyuşmuyorsa görüşmelerinizden anlamlı bir sonuç alamazsınız.

Diyelim ki kilo vermeyi planlıyorsunuz;

  • Hangi yaklaşım mizaç ve yaşantınıza daha uygun?
  • Sıkıntınız metabolik bir durumkronik bir rahatsızlık mı?
  • Yoksa duygusal bir tetikleyici, psikolojik iniş çıkışlar ile hortlayan duygusal yeme probleminiz mi var?
  • Motivasyonunuz mu yok?
  • Ya da spor ağırlıklı bir destek mi arıyorsunuz?

Bunların her biri “hakkını vererek” uzmanlaşması yıllar süren; ciddi eğitim, araştırma ve tecrübe gerektiren birbirlerinden oldukça farklı alanlar.

Aradığınız şeyin ne olduğunu baştan bilemeyebilirsiniz ama önceki deneyimlerinizden ve alışkanlıklarınızdan yola çıkarak ipuçlarını “hissedebilirsiniz“.

Bu ipuçlarını takip ederek çalışmayı planladığınız kişinin eğitimini, uzmanlık alanını, çalışma tarzı ve prensiplerini önceden araştırın. Gerekirse kişiye profesyonel yaklaşımı ile ilgili sorular yöneltin ve karşılıklı fikir alışverişinde bulunun ki doğru kişiye ne istediğinizi bilerek gidin.

Zaman, enerji ve imkanlarınızı sağlıklı bağlar kurabileceğinizi hissettiğiniz, bilgi ve tecrübesine güvendiğiniz kişiler ile paylaşın ki her şey çok güzel olsun.

Diyette neden “Başarısız” oldum?

Eğer bu yazı bir şekilde önünüze düştüyse yolunuz en azından bir diyetten ve spor salonundan geçti diye tahmin ediyorum.

Peki neden olmadı? “Olduysa da” neden devamını getiremediniz?

Çünkü bu başlıklardan bazılarını kaçırdınız:

  • Gerçekçi bir hedef belirlemek:

“Bu ay 300g. kas kazanıp, (kas kazanmak çok zorlu bir süreçtir, tanita ölçümleri sizi yanıltmasın.) 1300g. yağdan kaybederek toplam ağırlığımı 1kg. azaltmayı planlıyorum.”

Demediniz, hedefiniz hep 3-5 kiloları yo-yo usulü alıp vermek oldu.

  • Sürdürülebilir sağlıklı beslenme:

İhtiyaç, hedef ve imkanlarım doğrultusunda hazırlanmış bir beslenme programını takip edeceğim.”

Kafanıza göre beslenmenizde ciddi değişikler yapmayın. Bir genel sağlık kontrolü ve uzman desteği bu işin olmazsa olmazlarından.

  • Güç antrenmanı:

“Spor salonunda ve evdeki antrenmanlarımda artık ilk önceliğim compound egzersizler (squat-deadlift-push up-pull up) olacak, kardiyo değil. Koşu bandında/bisiklet tepesinde dakika saymayacak veya dizi izlemeyecek, gerçekten spor yapacağım.“ Diyememiş, sporu bir işkence – kaçınılması gereken bir çile gibi görmüş olabilirsiniz.

  • Düzgün form:

“Gerekirse birileri ile çalışıp yaptığım hareketlerin doğru postür ve form ile yapıldığından emin olacağım ki gerçekten faydalı olsunlar ve uzun vadede sakatlanmalardan korunayım.”

Demediyseniz demelisiniz, çünkü amacımız düzenli bir spor alışkanlığı kazanabilmek.

  • Cesur, girişken olmak ve yeni şeyler öğrenmek:

Vücudumun en büyük özelliklerinden biri de neredeyse her şarta adapte olması.

“Yeni şeyler yapmadan farklı sonuçlar beklemem anlamsız. Bunun için de ilk adımı atabilmem; araştırmam, denemem ve öğrenmem çok önemli.”

  • Kendinizi ödüllendirmek:

“Sürecin hangi noktasında olursam olayım instagrama ve diğer insanların yorumlarına gerek duymadan kendim ve sağlığım ile gurur duyabilmeli, bunu zaman zaman kendimi şımartarak suçluluk hissetmeden kutlayabilmeliyim.

  • Süreklilik, sabır ve vazgeçmemek:

Bunun sonu olmayan bir süreç olduğunun bilincinde olmalı ve gerçek sonuçların zaman aldığını kabul ederek aksilikler çıktıkça onlara bahaneler değil, çözümler üretebilmeli, devam edebilmelisiniz.

Not: Görselde kullanılan hareketlerin her biri özellikle seçilmiş olup, programınızda bulunmalarını şiddetle öneriyorum. Ayrıca hatırlatırım ki hedefiniz ne olursa olsun ulaşmanın sihirli bir yolu hala yok.

Tek çıkar yol yukarıdakileri düzenli bir şekilde uygulamak, sizin için işe yarayan şeyleri belirlemek ve yapmaya devam etmek.

Keton Ölçüm Yolları

Ketojenik diyetin popülaritesinin artması, geçmişte yalnızca bazı özel tıbbi durumlarda kullanılan keton ölçüm araç ve ürünlerinin çok daha kolay ulaşılabilir olmasına neden oldu. Bu ürünler özellikle ketosis semptomları ile yetinmeyip sürecin gidişatını elle tutulur veriler ile takip etmek isteyenler için oldukça faydalılar.

An itibari ile ketosis’de olup olmadığımızı ya da yaptığımız kaçamağın/karbonhidrat tüketiminin/sporun vb. bizi nasıl etkilediğini öğrenmenin bilimsel üç yolu mevcut.

Bunlar sistemdeki,

  • acetoacetate (AcAc) – idrar yolu ile
  • Beta-hydroxybutyrate/3-β-hydroxybutyrate (BHB) – kan yolu ile
  • acetone – nefes yolu ile

Seviyelerini ilgili ürün/cihazları kullanarak ölçmekten geçiyor.


Tip-1 Diyabet dışında, sistemde bu keton cisimlerinin bir miktar artması demek; (ketojenik diyet faydaları için hedeflediğimiz optimal seviye 1.5-3.0 mmol/L aralığı) tok hissediyor olsanız bile vücudunuz açlık modunda ve günlük enerji harcamanızın büyük bir kısmı yağ kütlenizden ve tükettiğiniz yağların oksidasyonu sonucu keton cisimleri aracılığı ile karşılanıyor demektir. Ketojenik diyette sağlamak istediğimiz de tam olarak da bu.

Tıbbi kullanım için geliştirilen bu ölçüm testleri, kan şekeri ölçümü ile birlikte özellikle tip-1 diyabet yönetiminde önemli bir yere sahiptirler.


Hangisinden Almalı? (İdrar Stribi/BHB Keton Ölçüm Cihazı/Nefes Ölçümü)

Türkiye şartlarında fiyat/performans açısından en rahat ulaşılabilenler test tipi idrar çubukları iken, nefes ölçümü yapan bir kaç farklı marka cihaz mevcut fakat fiyat/peformans açısından bu ölçüm cihazı hem daha pahalı hem de kan tahliline oranla güvenilir sonuçlar vermemekte. (Kimileri bu iş için alkolmetre kullanılabileceğini ifade ediyor, tartışmalı.)

Kan BHB tahlili konusu ise karışık; bu amaca özel ticari ürünler bulunmakla birlikte şeker ölçümü yapan bazı cihazlar ek özellik olarak keton da ölçüyorlar. Ayrıca bu ölçümü yapan bazı veteriner ürünleri yine internetten bulunabilmekte ama açıkçası fiyatları ve ek strip masrafını göz önünde bulundurduğumda, içime sinmiyorlar.

Eğer bu beslenme sisteminde yeniyseniz ve ketosis’e girip girmediğinizi merak ediyorsanız alışveriş siteleri ya da eczanenizden alabileceğiniz idrar stripleri ile yapacağınız bir renk takibi şimdilik işinizi görecektir. Çok büyük bir paket almayın. Süreç ilerledikçe vücudunuz ihtiyacı kadar ketonu üretmeye ve kullanmaya alışıp idrar ve nefes yolu ile fazla ketonu atmayı bırakacak, dolayısıyla testler yanlış negatif çıkmaya başlayacaktır. Eğer bu noktada ketojenik diyet serüveninizi uzun bir süre devam ettirmeye karar verdiyseniz kandan BHB ölçümü yapan bir cihaza yatırım yapma zamanı gelmiş olabilir.

Ben kliniğimde Abbott`un Precision Extra modelini kullanıyorum ve gayet memnunum. Yalnız iş cihazı almak ile bitmiyor, kullanmak için modele özel ölçüm striplerini yurtdışından getirtebiliyor olmanız gerekiyor. Toplu almak da çok anlamlı değil, zira son kullanma tarihleri var.


Tahlil-Ölçüm Gerçekten Gerekli mi?

Keton seviyelerini takip edebilmek, diyetinizin uygunluğu ve uyumunuz hakkında size ek bilgi sağlar ama ketojenik besleniyor olmanın kesin bir şartı değildir. Çoğu zaman kendi kendinize takip edebileceğiniz belirtiler ketosis durumunu anlamlandırmanız için yeterli olacaktır.

Yeni başladığınız beslenme programınıza medikal kitleri ve besin desteklerini sokarak, evinizde/çantanızda bir kimya laboratuvarı kurup, her kaçamağınızdan sonra doping testine sokulan sporcu psikolojisine girerek kendinizi düzenli “ölçmeniz” sizi; sağlığına dikkat eden bilinçli bir tüketici değil, endişeli bir “diyetçi” yapabilir.

Önerimiz şu ki; alet edevat kullanmayı, kendi kendinizi ölçüp biçmeyi, tıbbi mecburiyetleriniz yoksa uzmanlara bırakmaya çalışın. Aracı amaca dönüştürmeden, beslenme biçiminizi sayılara ve detaylara boğmadan, doğru beslenmek için yeni takıntılar edinmeden yolunuza devam etmeye çalışın.

Ketojenik Diyet: Alışveriş Listesi

Ketojenik diyete başlamayı uzun süredir düşünüyorsunuz:


Bu durumda sıradaki adım mutfağınızı keto-dostu gıdalar ile doldurmak ve etrafınızdaki beslenme sistemini daha başlamadan bozmanıza neden olabilecek yüksek karbonhidrat içerikli gıdalardan kurtulmak olacak.

Size bu aşamayı atlatmanızda yardımcı olup yol göstermek amacıyla serbest gıdalardan oluşan bir alışveriş listesi oluşturdum.


Markete bir sonraki gidişinizde bu gıdalardan keyfinizce alın ve artık başlamaya hazırsınız:

Sebze ve meyveler:

  • Marul, domates*, yeşil biber, taze soğan, maydanoz, roka, nane, dereotu, salatalık*, tere, kuzukulağı, limon*
  • Ispanak, semizotu, kabak, brokoli, patlıcan, kereviz*, lahana çeşitleri, pırasa*, karnabahar, bamya, mantar, taze fasulye, enginar*
  • Dağ/orman meyveleri* (çilek, ahududu, yaban mersini, böğürtlen), elma*, armut* (Adaptasyon süresince meyve tüketmemenizi öneririm.)

Protein Grubu:

  • Peynir Cinsleri (tost peyniri hariç), yumurta, kasap sucuğu, füme etler (içerikte olabilecek nişasta ve kıvam arttırıcılara dikkat)
  • Süzme yoğurt*, ayran* (makrolar dahilinde çok kısıtlı miktarda)
  • Taze et, sakatat ve köfte çeşitleri (içerisindeki galeta-ekmeğe dikkat)
  • Tavuk (işlem görmemiş, mümkünse organik) ve hindi
  • Balık ve deniz mahsülleri

Yağlar:

  • Zeytinyağı (soğuk sıkım natürel sızma-ekstra virgin), ghee, tereyağ, hindistan cevizi yağı
  • Zeytin çeşitleri, avokado
  • Kemik suyu, kaymak, iç yağı

Yağlı Tohumlar/Kuruyemişler:

  • Ceviz, fındık, badem, fıstık* (antep fıstığı ve kaju hariç), kabak ve ay çekirdeği
  • Çiya ve keten tohumu
  • Çörek otu, haşhaş, susam, tahin, ham kakao, şeker ilavesiz ezmeler*
  • Badem unu, hindistan cevizi unu, keten tohumu unu

Paketli Keto Ürünler ve Yan Gıdalar:

  • Çay, yeşil çay, bitki çayları*, kahve çeşitleri, maden suyu
  • Krema* Mayonez* hardal
  • Hindistan cevizi sütü*, badem sütü, soya sütü*.
  • Baharatlar*
  • Sirke çeşitleri (balzamik hariç)
  • Yapay tatlandırıcılar (stevia* ya da eritritol)

Dikkat: Listede olmayan ya da *’lı bir gıdayı alacaksanız lütfen gıda etiketinden net karbonhidrat miktarını ve katkı maddeleri içeriğini kontrol edin. İşlenmiş ürünler benzer ambalaj ve fiyatlara sahip olsalar dahi içerik olarak ciddi farklılıklar gösterebilmektedirler.