İçeriğe atla
Dyteris — Bilimsel Beslenme Rehberi
Elektrolitler: sodyum, potasyum ve magnezyum kaynakları

Görsel: dyteris.com

Beslenme Bilimi ve Sağlık

Elektrolitler 101

Kramp, yorgunluk, baş dönmesi: bunların büyük kısmı elektrolit dengesizliğinden kaynaklanır. Sodyum, potasyum ve magnezyumun vücuttaki rolü, dengesizlik nedenleri ve doğal kaynaklardan nasıl alındığı.

Uzm. Dyt. Deniz ErişUzm. Dyt. Deniz Eriş4 dk okuma
Paylaş
İçindekiler

Nedir Bu Elektrolitler?

Sodyum, potasyum ve magnezyum içeren çeşitli doğal besinler bir arada
Elektrolitler, vücut sıvılarında elektrik ileten mineral tuzlarıdır.

Elektrolitler, uygun ortamda çözündüklerinde elektrik akımının iletimini yapan maddelere verilen genel bir isim olup, sağlık çevrelerinde sıklıkla kan, idrar ve ter içerisindeki elektrik akımını sağlayan bu maddelerin miktar/konsantrasyonlarını betimlemek için kullanılırlar.

Adını en sık duyduklarımız sodyum, potasyum, kalsiyum ve magnezyum mineralleri olup, bikarbonat, klor, fosfor ve çeşitli iz elementler elektrolitler denildiğinde akla gelirler.

"Elektrolit: Vücut sıvıları içerisinde eriyik halde bulunan elektrik iletme kapasitesine sahip tuz çözeltileri."

Neden Önemliler?

Başlıca elektrolit mineralleri ve besin kaynakları
Sodyum, potasyum, kalsiyum ve magnezyum en çok bilinen elektrolitlerdir.

Elektrolitler, kalbin atmasından beden ve beyin arasındaki bilgi aktarımının sinir yoluyla sağlanmasına, kan ve dokuların istenilen pH seviyesinde kalmalarına kadar neredeyse her metabolik fonksiyonun ve sürecin sağlıklı şekilde sürdürülebilmesi, dolayısıyla da hayatın devamı için kritik öneme sahiptirler.

Tıpkı bir tuzlu su balığının tatlı suda yaşayamaması gibi (ya da tam tersi), hücre içi ve hücre dışı vücut sıvılarında bulunan elektrolitlerin her daim belirli bir referans aralığında kalması canlılık için zorunludur.

Herhangi bir mineralin olması gereken aralıktan düşük ya da yüksek olması hassas dengeleri bozarak elektrolit dengesizliğine sebep olabilir. Elektrolit seviyelerindeki bu oynamalar gündelik hayatımızda sıklıkla yaşanmaktadır ve ufak tolere edilebilir miktarlarda yaşandıkları sürece semptom göstermeden beden tarafından düzenlenirler. Öte yandan seviyelerdeki ciddi oynamalarda halsizlik, baş ağrısı, migren, çarpıntı, mide bulantısı, kusma, kramplar, baş dönmesi, baygınlık gibi şekillerde kendini göstererek bazı nadir durumlarda gerekli müdahale gerçekleşmezse ölümle bile sonuçlanabilir.

Elektrolit dengesizliğinin başlıca belirtileri:

  • Halsizlik ve yorgunluk
  • Baş ağrısı ve migren
  • Kas krampları
  • Çarpıntı
  • Bulantı ve kusma
  • Baş dönmesi; ileri durumlarda baygınlık

"Elektrolit paneli acil serviste temel metabolik panelin bir parçası olarak en sık çalışılan tahlillerden."

Böbrek yetmezliği, kontrol edilmeyen tip-1 diyabet, yüksek dozda diüretik alımı, ciddi yanıklar sonucu ortaya çıkan sıvı kaybı ya da yeme bozukluğu ve uzun süreli açlık gibi durumlarda kaybedilen elektrolitlerin ve sıvının yerine konmadığı/konamadığı tablolar sonucunda ise çok daha ciddi şekillerde gözlenirler.

Elektrolit dengesizlikleri sağlıklı popülasyonda sıklıkla yüksek sıcaklık – ağır egzersiz sonucu terleme ya da zehirlenmelere bağlı kusma ve (ya da) ishale bağlı yaşanan sıvı kaybı sonucu gerçekleşir ve eksikliğin giderilmesi ile çözümlenir.

Gündelik Yaşanan Elektrolit Dengesizlik Örnekleri:

  • Çok tuzlu bir şey yediniz, sodyum konsantrasyonu arttı. Vücudunuz yükselen sodyum miktarının sağlığınızı etkilememesi için size su içme sinyali vererek tuzu seyreltti.
  • Uzun süredir bir şey yemediniz/içmediniz – halsizlik yaşıyorsunuz.
  • Gıda zehirlenmesi sonrası tartıda hızlı bir düşüş gördünüz.
  • Ağır spor esnası – sonrasında başınız dönmeye başladı – mideniz bulanıyor.
  • Kahveyi abarttınız ve hiç su içmediniz – başınız ağrıyor.
  • Alkollü bir gecenin sabahı yüzünüz gözünüz olduğundan şişkin uyandınız.

Nereden Nasıl Alınırlar?

Tuz, sebze, meyve ve hayvansal ürünler gibi doğal elektrolit kaynakları
Dengeli beslenme, çoğu kişi için elektrolit ihtiyacını karşılar.

Vücudumuz düzenli olarak bu minerallerin/tuz çözeltilerinin hücre içi ve dışı konsantrasyonlarını belli bir oranda homeostasi durumunda tutacak ayarlamaları yapar. Düzeylerin belirli seviyelerde kalması için sağlıklı bünyelerde gerekli direktif ve komutları verir. Bizi elektrolit kaynaklarına yönlendirerek gerekli anlarda susamamızı, canımızın spesifik gıdaları; tuzlu yemekleri – atıştırmalıkları hatta sebzeleri bile çekmesini sağlar.

"Elektrolit dengesinin sürdürülmesinin yolu düzenli olarak sağlıklı bir beslenme modelinin benimsenmesinden geçer."

Tuz, sebze ve meyveler, hayvansal kaynaklı besinler başta olmak üzere "doğal – sağlıklı" olarak tanımlayabileceğimiz neredeyse her besin değişen seviyelerde elektrolitleri içerirler. Genel sağlık tavsiyeleri elektrolit dengesinin korunması adına güzel bir örnek olup gündelik olarak:

  • Belirli bir miktarda tuz alımı
  • Yeterli sıvı alımının sağlanması (su içmek ve diüretik etkili içecekleri azaltmak)
  • Düzenli yeşillik tüketimi
  • Tabağın renklendirilmesi/çeşitlendirilmesi

çoğu sağlıklı birey için dengenin korunması adına yeterlidir.

Günlük Ne Kadar Elektrolit Almalı?

Yeşil sebze ve meyveden hazırlanan, elektrolit açısından zengin bir içecek
Detoks içeceklerinin tazeleyici etkisi, içerdikleri elektrolitlerden gelir.

Gündelik ihtiyacınız; yaş, ağırlığınız, kas kütleniz, aktivite durumu, ortamın sıcaklığı – iklim, günlük içilen su ve alınan diüretiklerin miktarına bağlı olarak büyük değişkenlikler gösterir. Çoğu sağlıklı bireyde sağlıklı beslenme kurallarına uymak gündelik ihtiyaçların alınması adına yeterli olacaktır.

Detoks içeceklerinin sağlıklı – tazeleyici olmalarının temel nedeni çok besleyici olmaları ya da karaciğere mucizevi bir destek sunmaları değil, özellikle içerdikleri yeşil sebze ve meyvelerden gelen elektrolitlerin yaşanan eksikliği tamamlamasıdır. Aynı durum maden suyu ve çeşitli sporcu içecekleri için de geçerlidir.

Benzer amaçla özellikle ciddi sıvı kayıplarında içerisinde su, tuz, şeker, kabartma tozu – karbonat – potasyum klorür bulunan ORS (oral rehidratasyon sıvısı) kaybedilen sıvı ve elektrolit dengesinin tekrar düzenlenmesi için kullanılır. Aynı şekilde acil servislerde bol bol talep edilen serum (izotonik salin ya da serum fizyolojik) da tuzlu sudan başka bir şey olmamakla birlikte yine temel amacı kandaki elektrolit dengesini düzenlemektir.

Dışarıdan Takviye Gerekli mi?

Kaliteli beslenen sağlıklı popülasyonun ekstrem durumlar dışında takviyeye ihtiyacı olmadığı düşüncesi genel sağlık otoritelerince kabul görmüş bir yaklaşım olup semptom görülmedikçe takviyenin gereksiz olduğu belirtilmektedir. Beslenme yoluyla elektrolit alımının yeterli olmadığı ya da kayıpların yüksek olduğu düşünülen bazı noktalarda eksikliklerin giderilmesi adına tüketilen gıdaların içerik ve porsiyonları ihtiyaçlar dahilinde arttırılabilir ya da ek takviyelere (besin takviyeleri gibi) başvurulabilir.

Özellikle son dönem fonksiyonel beslenme trendinin yayılması ile magnezyum, potasyum takviyelerinin havada uçuştuğu bir ek besin pazarı oluştu.

Prospektüsü bile olmayan bu takviyeleri yalnızca güvendiğiniz bir sağlık çalışanının önerisiyle kullanın. Özellikle ek potasyum takviyesinde temkinli olun; fazlası kalp ritmini bozabilir.

Spor hocanız ya da yoga eğitmeniniz enerjik yapıyor diyerek önerdiği için avuç avuç tüketmekten kaçının. Her şeyin fazlasının zarar olduğu bilgisinin burada da geçerli olduğunu unutmayalım.

Sık sorulan sorular

Uzm. Dyt. Deniz Eriş

Yazan

Uzm. Dyt. Deniz Eriş

Yeditepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik'ten mezun oldum; ardından ABD'de Plymouth State University'de Public Health Education & Promotion yüksek lisansımı ve yeme bozuklukları üzerine graduate certificate'imi tamamladım. 10 yılı aşkın klinik deneyimle kilo yönetimi, metabolik sağlık ve yeme bozukluğu alanlarında danışmanlık veriyorum.

Bilgilendirme: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesi, tıbbi tanı veya tedavi yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili kararlar almadan önce doktorunuza ya da bir uzmana danışın.