
Görsel: dyteris.com
Beslenme Bilimi ve Sağlık
Sirke İçmek Gerçekten Zayıflatır mı? Elma Sirkesi ve Asetik Asit Üzerine Kapsamlı Rehber
Sabah aç karnına bir kaşık sirke gerçekten yağ yaktırır mı? Kan şekeri, kilo, sindirim, zararlar ve 'zayıflama sirkesi' trendi: kanıtın söylediği ile pazarlamanın söylediği aynı şey değil.
Uzm. Dyt. Deniz Eriş15 dk okumaBeslenme Bilimi ve Sağlık
Sabah aç karnına bir kaşık sirke gerçekten yağ yaktırır mı? Kan şekeri, kilo, sindirim, zararlar ve 'zayıflama sirkesi' trendi: kanıtın söylediği ile pazarlamanın söylediği aynı şey değil.
Uzm. Dyt. Deniz Eriş15 dk okuma
Görsel: dyteris.com
İçindekiler
Önemli Noktalar
- Sirkenin kilo üzerindeki etkisi gerçek ama küçüktür: günde yaklaşık 30 mL, kalori açığıyla birlikte alındığında mütevazı bir katkı sağlar, tek başına yağ yakmaz.
- En güçlü ve tutarlı etkisi kan şekeri üzerinedir: öğünle birlikte alındığında, özellikle yüksek karbonhidratlı öğünlerde, kan şekeri ve insülin yanıtını anlamlı biçimde yumuşatır.
- Elma sirkesi, üzüm sirkesi, balzamik ya da beyaz sirke fark etmez; hepsinin ortak ve asıl etken maddesi asetik asittir, elmaya özgü bir üstünlük yoktur.
- Sirke sindirimi hızlandırmaz, aksine mide boşalmasını yavaşlatır; bu yüzden reflü ya da gastroparezi olanlarda şikâyetleri kötüleştirebilir.
- Saf ya da hap formda tüketmek diş minesini aşındırır ve yemek borusunu yaralayabilir; güvenli kullanım her zaman suyla seyreltilmiş biçimde ve öğünle birliktedir.
Kendimizi bildik bileli mutfağımızda sirke kullanılırdı ama beklentimiz hep lezzetti. Son birkaç yıldır ise trend değişti. Artık sirkeden lezzetten çok sağlık faydası bekler olduk. Sabahları ilk iş bir bardak suya bir kaşık elma sirkesi koymak artık her diyetin yanındaki standart kural gibi bir şey. Sosyal medyada sirke neredeyse bir mucize iksir: yağ söktürüyor, kan şekerini düzenliyor, sindirimi düzeltiyor, hatta "toksinleri-enflamasyonu" yakıyor. Bu iddialar ile birlikte normal mutfak sirkeleri yetmez oldu; artık bu amaçlara özel olarak pazarlanan "zayıflama sirkeleri" ve sirke takviyeleri var.
Peki gerçek ne? Sirkenin bazı etkileri var, ve bunlar tamamen uydurma değil. Ama bu faydalar hem sanılandan çok daha düşük etkili, hem de büyük ölçüde "organik özel elma-ananas vb. sirkesi" olmasından değil, içindeki bir tek molekülden, asetik asitten kaynaklanıyor.
Buna ek olarak, sirkenin yanlış kullanıldığında kâğıt üzerinde masum görünen gerçek zararları da var. Bu yazıda her bir iddiayı tek tek, kanıtlarıyla ele alacağız: önce sirkenin ne olduğundan başlayıp, en çok merak edilen kilo sorusuyla devam edip, kan şekerinden zararlara, çeşitlerden salata yıkamaya kadar bütün tabloyu çıkaracağız. Hazırsanız buyrun.
Sirke aslında nedir? Asetik asidin hikâyesi
İşe en baştan, "sirke tam olarak nedir" sorusundan başlamak gerekli, çünkü bütün hikâyenin anahtarı burada saklı. Sirke iki aşamalı bir fermantasyonun ürünüdür. Önce mayalar, meyvedeki ya da tahıldaki şekeri etanole, yani alkole çevirir. Ardından asetik asit bakterileri (Acetobacter gibi) oksijenli ortamda bu alkolü asetik aside ve suya dönüştürür.[15] Yani sirke, özünde seyreltik bir asetik asit çözeltisidir; bir sofra sirkesi tanımı gereği en az %4 asetik asit içerir.[15]
Buradaki kilit nokta şu: elma sirkesi, üzüm sirkesi, balzamik, beyaz (distile) sirke ya da pirinç sirkesi... Hepsinin rengini, kokusunu ve tadını kullanılan hammadde (elma, üzüm, pirinç) belirler, ama hepsinin ortak ve asıl etken maddesi asetik asittir.[15] Sağlık iddialarının arkasındaki molekül de işte budur. Bu yüzden, bir etki varsa bile, bu etki "elmaya" özgü değildir. İlerleyen bölümlerde göreceğimiz tüm bulguları okurken bunu akılda tutmak gerekiyor: biz aslında elma sirkesini değil, asetik asidi konuşuyoruz.
Sirke zayıflatır mı?
En çok merak edilen ve en çok abartılan soru bu, o yüzden hakkını vererek inceleyelim. Kısa cevap şu: sirkenin toplam ağırlığa etkisi vardır, ama oldukça küçük ve bir "yağ yakma" etkisi değil.
Konuyu en güncel haliyle özetleyen 2025 tarihli bir sistematik derleme ve meta-analiz, 789 katılımcılı 10 randomize kontrollü çalışmayı bir araya getirdi. Sonuç: günlük sirke tüketimi vücut ağırlığı, beden kitle indeksi ve bel çevresinde istatistiksel olarak anlamlı olmasına rağmen gözle görülür önemli sayılabilecek miktarda bir düşüş sağlamıyordu. Sirkenin etkisi özellikle günde ~30 mL gibi daha yüksek dozlarda belirgin.[7] Bu alanın öncü çalışması olan ve 12 hafta süren bir Japon randomize çalışmasında da sirke alan gruplar plasebo grubuna göre yaklaşık 1-1,7 kilo daha az tartıldılar; nitekim bu fark oldukça küçük ve sirke kullanımı bırakılınca giden ağırlık geri döndü.[8]
Peki bu etki nereden geliyor? Önerilen mekanizmalardan biri sağlanan tokluk etkisi. Sağlıklı kişilerde ekmekli bir öğüne sirke eklemenin tokluk hissini güçlendirdiği gösterildi.[5] Ama burada çok dürüst olmamız gereken bir kritik nokta var: İştahı inceleyen daha ayrıntılı bir çalışma, sirkenin iştahı baskılamasının büyük ölçüde kötü tolere edilmesinden, yani yarattığı hafif bulantı hissinden kaynaklandığını ortaya koymakta. Araştırmacıların kendi sonucu net: "Sirkeyi doğal bir iştah kesici diye önermek uygun görünmüyor."[23] Yani sizi daha az yediren şey sihirli bir tokluk değil, midenizin hafifçe bulanmasıysa, bu pek de istenen bir "fayda" değil, en azından benim için.
Tabloyu tamamlayan bir uyarı daha: bu alandaki en çok viral olan çalışmalardan biri (2024 tarihli, ergen ve genç erişkinlerde elma sirkesiyle kilo verme denemesi), istatistik ve veri güvenilirliği sorunları nedeniyle yayından geri çekildi.[7] Bu son dönem paylaşımlarını gördüğünüz çalışma ve popüler "sirke eritir" iddialarının ne kadar zayıf veriden doğabileceğinin iyi bir hatırlatıcısı. Toparlarsak: sirke, kalori açığıyla birlikte kullanıldığında küçük bir destek olabilir, ama tek başına kimseyi zayıflatan bir kür değildir.
Kan şekeri ve insülin üzerindeki kapsamlı etkileri
Sirkenin kanıtlı etkisi aslında kilo üzerine değil, kan şekerine olan etkisinedir. Burada gerçekten tutarlı bir sinyal var, yine bir "mucize ilaç/iksir" değil ancak "mütevazı yardımcı" çerçevesinde bir potansiyel gösteriyor.
Sirkenin şeker regülasyonuna yönelik en güçlü ve yerleşik bulgu, öğün sonrası (postprandiyal) yanıtla ilgili. Klinik çalışmaların meta-analizleri, öğüne eklenen sirkenin hem kan şekeri hem de insülin yanıtını anlamlı biçimde düşürdüğünü göstermekte.[3][25] Tip 2 diyabette daha uzun vadeli bakıldığında da açlık kan şekerinde mütevazı bir düşüş görülüyor; ancak uzun vadeli kontrolün göstergesi olan HbA1c üzerindeki etki, çalışmalar arası tutarsızlık yüksek olduğu için zayıf ve güvenilmez kalmakta.[1][2] Yani sirke, ilaç düzeyinde bir HbA1c düşüşü sağlamasa da bu kulvarda doğru kişi için iyi bir araç olabilir.
Bu etkinin mekanizması ilginç ve birkaç koldan ilerliyor. Birincisi, sirke mide boşalmasını yavaşlatır; bu da karbonhidratın kana daha yavaş geçmesi demektir.[6] İkincisi, asetik asit kasların insülinle uyarılan glukoz alımını artırır; Tip 2 diyabetli kişilerde ön kol kası ölçümleriyle bu doğrudan gösterilmekte.[19] Üçüncüsü, insülin direnci ya da prediyabeti olanlarda sirkenin, yüksek karbonhidratlı bir öğünden sonra insülin duyarlılığını belirgin biçimde arttırdığı gözlenmekte.[4] İlginç bir ayrıntı da şu: sirkenin etkisi yüksek glisemik indeksli (hızlı şeker yükselten) öğünlerde ortaya çıkıyor, düşük glisemik indeksli öğünlerde ise neredeyse kayboluyor.[18] Hatta yatmadan önce alınan sirkenin sabah açlık şekerini bir miktar düşürdüğünü gösteren küçük çalışmalar bile var.[20]
Ama kanıta dürüst bakmak, lehte olmayan bulgulara da bakmayı gerektirir. Sirkeye yönelik yapılan her çalışma olumlu değil: bir çalışma, sirkenin bağırsaktan karbonhidrat emilimini azaltmadığını, hatta o koşulda şeker yükselişinin sirkeyle daha yüksek çıktığını bulup erken sonlandırıldı.[22] Düzenli kullanımın HbA1c'ye etkisini gösteren veriler de "ön kanıt" düzeyinde ve küçük ölçekli.[21] Bütün bunların pratikteki anlamı ise net: Sirke, özellikle insülin direnci ya da yüksek glisemik indeksli öğünler söz konusuysa, kan şekeri yanıtını biraz yumuşatan küçük bir kaldıraç olabilir. Ama bir reçeteli şeker ilacının ya da dengeli beslenmenin yerini tutmaz; en fazla onların yanında küçük bir yardımcıdır.
Sindirime faydası var mı?
"Sirke sindirimi düzeltir, mide asidini dengeler" cümlesi neredeyse bir slogan haline geldi. Bu bölümü de geçiştirmeden ele alalım, çünkü buradaki tablo çoğu insanın sandığının tam tersi.
Öncelikle, elimizde sirkenin "sindirimi hızlandırdığı" ya da "mide asidini dengelediği" iddiasını doğrudan test eden sağlam bir insan kanıtı yok; bu iddialar büyük ölçüde anekdot ve hipotez düzeyindeler.[9] Dahası, eldeki en sağlam mekanizma bu iddiayla çelişiyor. Sirke sindirimi hızlandırmaz; tam tersine mide boşalmasını yavaşlatır.[6] Kan şekeri için faydalı olabilen bu "yavaşlatma" etkisi, sindirim açısından bir avantaj değildir; aksine, midesi zaten yavaş boşalan (gastroparezi) ya da reflüye yatkın kişilerde şikâyetleri kötüleştirebilir.
Lipid tarafında da tablo benzer şekilde ölçülü. Randomize çalışmaların meta-analizleri, sirkenin toplam kolesterolde mütevazı bir düşüş (yaklaşık 6 mg/dL) sağladığını, ama LDL kolesterol üzerinde net bir etkisinin olmadığını göstermekte.[10] Yani "sirke kolesterolü sıfırlar" demek de yine fazla iddialı olur. Demek ki sirkenin sindirim ve kolesterol üzerindeki halk iddiaları ya desteksiz ya da gerçek etkinin çok ötesinde abartılmış durumda.
Sirkenin olası zararları
Sirke "doğal" diye tamamen zararsız olarak pazarlanır, ama bu yanlış. Zararları çoğu zaman atlandığı için bu bölümü ayrıntılı tutmak şart; çünkü asıl tehlike, faydayı abartıp riski görmezden gelmekte.
En sağlam ve en sık karşılaşılan ilk riskimiz diş minesi erozyonu. Sirkenin pH'ı oldukça düşüktür (yaklaşık 2,7-3); bu asidik ortam düzenli maruziyette diş minesini geri dönüşü olmayan biçimde aşındırır. İnsan dişlerinden hazırlanan örneklerle yapılan bir çalışmada, pH düştükçe mineral kaybının arttığı, en asidik sirkelerde belirgin erozyon oluştuğu gösterilmekte.[12] Bu yalnızca laboratuvar bilgisi de değil: kilo vermek için her gün bir bardak elma sirkesi içen bir ergende, diş erozyonuyla sonuçlanan gerçek bir vaka bildirildi.[24]
İkinci önemli zarar yemek borusu ve boğaz yaralanmaları. Bu özellikle saf (seyreltilmemiş) tüketimde ve sirke haplarında görülüyor. Boğazında takılan bir elma sirkesi hapının yemek borusunda yanık yarattığı bir vaka, üstelik test edilen ürünlerde etiketle içeriğin tutarsız çıkması, bu riski somut biçimde ortaya koydu.[13]
Üçüncüsü, kronik ve aşırı tüketimin düşük potasyuma (hipokalemi) ve kemik kaybına yol açabilmesi; yıllarca günde yaklaşık 250 mL sirke içen bir kişide kas krampları, hipokalemi ve osteoporoz görüldü.[14] Bu uç bir örnek olsa da, "ne kadar çok o kadar iyi" mantığının neden tehlikeli olabileceğini göstermekte. Konuyu inceleyen güvenlik derlemesi de aynı yöne işaret ediyor: sirkenin iddia edilen faydalarının kanıtı zayıf, bildirilen yan etkileri ise gerçek.[11]
Kimler dikkatli olmalı, kimler kullanmamalı
Bu olası zararlar herkes için aynı seviyede riskli değil; bazı gruplar için sirke gerçekten sakıncalı olabilir, o yüzden bu ayrımı net çizmek gerekiyor. Sirkenin en riskli olduğu grup için reflü ya da gastrit şikâyeti olanlar başta gelir: sirkenin asidik yapısı ve mide boşalmasını yavaşlatması, bu kişilerde yanma ve sindirim şikâyetlerini artırabilir.[6] Aynı şekilde midesi yavaş boşalan gastroparezi hastaları için sirke, durumu daha da kötüleştirebilecek bir seçim.[6]
İlaç kullananlar ayrı bir dikkat grubudur. Sirke kan şekerini düşürdüğü için, insülin ya da kan şekeri düşüren ilaç kullanan diyabetlilerde teorik olarak hipoglisemi riskini artırabilir.[11] Kronik aşırı tüketimde potasyumu düşürebildiği için, potasyum attıran diüretik ilaç kullananlarda ve düşük potasyumun toksisiteyi tetiklediği digoksin kullananlarda dikkatli olmak gerekir; bu etkileşimler kesin kanıtlanmış değil, ama mekanik olarak makul olduğu için hekime danışmak akıllıcadır.[11][14] Son olarak, böbrek sorunu olanların ve diş minesi hassas/aşınmış kişilerin de bu listeye eklenmesi yerinde olur.
Peki "mide asidi düşüklüğü" için sirke öneren doktorlar?
Sirkenin sindirimle ilişkisinde özel bir parantez daha açmak gerekiyor, çünkü bazı hekimler, özellikle bütüncül yaklaşımı benimseyenler, hazımsızlık ve reflü için öğün öncesi bir kaşık seyreltilmiş elma sirkesi öneriyor. Mantıkları şu: bazı insanlarda mide asidi düşüktür (hipoklorhidri) ve sirkenin asidi bu eksiği kapatıp sindirimi kolaylaştırır, hatta reflüyü azaltır. Kulağa makul gelen bu fikrin bir sorunu var: bunu destekleyen sağlam bir insan kanıtı yok; öneri büyük ölçüde teori ve hasta anlatılarına dayanıyor.[9]
Üstelik tablo çoğu zaman bu varsayımın tersi. Reflü ve mide yanmasının asıl nedeni genellikle "az asit" değil, mide ile yemek borusu arasındaki kapağın (alt özofagus sfinkteri) gevşemesidir; yani sorun asidin azlığı değil, çoğu zaman yanlış yere kaçmasıdır. Bu durumda dışarıdan asit eklemek, özellikle orta ve şiddetli reflüde, yanmayı ve şikâyetleri artırabilir.[6] Dolayısıyla bir hekim öneriyor diye sirkeyi bir "mide ilacı" gibi görmek doğru değil. Hafif bir hazımsızlıkta seyreltilmiş sirke birine iyi geliyor ve şikâyet yaratmıyorsa denenebilir, ama bu kanıtlanmış bir tedavi değildir; gerçek bir mide sorununun ve hekim değerlendirmesinin yerini tutmaz.[11]
Sirke çeşitleri fark eder mi?
Markette elma sirkesi, üzüm sirkesi, balzamik, beyaz sirke, pirinç sirkesi ve "anasıyla birlikte" (bulanık, filtrelenmemiş) satılan sonsuz ürün var; hangisinin "daha iyi" olduğu ise bize sık sorulan bir soru, o yüzden açıkça cevaplayalım. Yazının başında kurduğumuz temel burada işe yarıyor: hepsinin ortak ve asıl etken maddesi asetik asittir.[15] Aralarındaki fark renk, koku, tat ve biraz da asit oranıdır; sihirli bir bileşen farkı değil.
Peki elma sirkesi diğerlerinden üstün mü? Kanıt bunu desteklemiyor. Gözlenen mütevazı kilo ve kan şekeri etkileri asetik aside bağlanıyor, elma sirkesine özgü bir üstünlük gösteren insan kanıtı yok.[7][9] Yani bir öğüne ekşilik ve asetik asit katmak istiyorsanız, hangi sirkeyi sevdiğiniz büyük ölçüde damak meselesidir. "Anasıyla" satılan filtrelenmemiş sirkelerin ek bir sağlık üstünlüğü olduğu da kanıtlanmış değildir; bu daha çok bir pazarlama vurgusu.
"Zayıflama sirkesi" ve sirke hapları trendi
Madem etki asetik asitte ve mütevazı, peki neden raflarda özel "zayıflama sirkeleri" ve sirke hapları var? Bu bölümü atlamak olmaz, çünkü tüketicinin parasının ve sağlığının doğrudan karşılığı burada. Kısa cevap: bu ürünlerin çoğu, zaten zayıf olan sıvı sirke kanıtını alıp pazarlamayla şişirir.
Hap formu ise ek bir risk getirir. Test edilen sirke haplarında tablet boyutu, pH, asit içeriği ve etiket iddiaları arasında belirgin tutarsızlık bulunabilir; zira bazı ürünlerde sirkenin gerçekten içerikte olup olmadığı bile şüpheli çıkabiliyor.[13] Üstelik hap, yemek borusu mukozasıyla uzun süre temas ederek yaralanma riskini artırır.[13] Takviyeler ilaçlar kadar sıkı denetlenmediği için, kutunun üstündeki iddiaya da garanti gözüyle bakılamaz. "Zayıflama sirkesi" bu yüzden çoğu zaman sıradan sirkenin pahalı ve daha riskli bir versiyonudur; önermiyorum.
Salata ve sebze yıkamada sirke
Sirkenin bir de mutfakta, sebze-meyve yıkamada "her şeyi öldürür" diye kullanılan bir yönü mevcut; bu pratik konuyu da kanıtıyla netleştirelim. Sirkenin antimikrobiyal bir etkisi gerçekten vardır: %5 asetik asitli sirke, marul üzerindeki E. coli'yi 5 dakikalık uygulamada yaklaşık 3 log (binde birler düzeyinde) azaltabiliyor.[16]
Ama "sirke en iyi temizleyicidir" demek abartı olur. Yapraklı sebzelerde dokuz farklı yıkama yöntemini karşılaştıran bir çalışmada pestisit kalıntısını gidermede en etkili yöntem akan su altında yıkamaktı (%77 azalma); sirke (%51) akan sudan daha iyi değildi.[17] Bakteri azaltmada da çamaşır suyu gibi ticari sanitizerler tahmin edeceğiniz gibi sirkeyi geçiyor. Pratik sonuç şu: sebzeyi bol akan suyun altında iyice yıkamak, çoğu durumda sirkeli suya yatırmak kadar, hatta daha etkilidir. Sirkeli suda bekletmek doğal ve zararsız bir alışkanlık, ama "olmazsa olmaz bir dezenfektan" değil.
Düz içmek mi, yemeğe katmak mı?
Sık gelen pratik bir soru da şu: sirkeyi suyla düz içmekle salataya ya da yemeğe katmak arasında emilim ve fayda açısından bir fark var mı? İyi haber, anlamlı bir fark görünmüyor. Önemli olan iki şey var: sirkenin asitliğinin bozulmamış olması ve onu karbonhidratlı öğünle birlikte almak. Sirkeyi sodyum bikarbonatla nötrleştirip asidini aldığınızda kan şekeri etkisi de kayboluyor; yani işi yapan asetik asidin ta kendisi.[27] Buna karşılık sirkeyi bir salata sosu olarak almak bile öğün sonrası kan şekeri yanıtını anlamlı biçimde düşürebiliyor.[26]
Yani sabah aç karnına zorla bir bardak ekşi su devirmek zorunda değilsiniz. Sirkeyi zeytinyağıyla çırpıp salatanıza dökmek, yemeğin yanında bir sosa katmak ya da suya seyreltip öğünle içmek; kan şekeri açısından hepsi benzer biçimde iş görür ve bu yollar mideye ve dişe de daha naziktir.[5][18] Hangisini seçeceğiniz tamamen damak zevkinize ve alışkanlığınıza kalmış.
Peki sirkeyi nasıl kullanmalı?
Bütün bu tablonun pratik karşılığı, sirkeyi bir mucize iksiri gibi değil, bir baharat ya da garnitür gibi görmektir. Madem kullanacağız, en az zararla en çok faydayı nasıl alırız, ona bakalım.
İlk kural, asla saf içmemek ve mutlaka seyreltmek. Bir-iki çay/yemek kaşığı sirkeyi büyük bir bardak suya katmak hem yemek borusu hem diş minesi açısından en güvenli yoldur; saf tüketim ve haplar en riskli yol.[13] İkincisi, kan şekeri faydasını istiyorsanız sirkeyi öğünle birlikte, özellikle karbonhidratı yüksek öğünlerde almak mantıklı.[18] Üçüncüsü, dişlerinizi korumak için sirkeli içeceği pipetle içmek, ardından ağzınızı suyla çalkalamak ve hemen diş fırçalamamak (mine asitten sonra bir süre yumuşak kalır) iyi bir alışkanlık.[12] Dördüncüsü, dozu mütevazı tutmak: nitekim zararlar genellikle aşırı ve kronik tüketimde ortaya çıkıyor.[14] Son olarak, diyabet ilacı, diüretik ya da digoksin kullanıyorsanız, reflü veya gastroparezi gibi bir sorununuz varsa, sirkeyi rutininize katmadan önce hekiminize danışmalısınız.[11]
Uzun lafın kısası
Sirke ne reklamların vaat ettiği yağ yakan mucizedir, ne de tamamen anlamsız bir akımdır. Gerçek, ikisinin ortasında ve mütevazı: sirkenin öğün sonrası kan şekerini yumuşatan, kiloya küçük bir destek olabilen gerçek ama sınırlı etkileri var, ve bu etkiler "elma ya da ananas" olmasından değil, içindeki asetik asitten geliyor.[7][9] Buna karşılık sindirimi düzelttiği iddiası desteksiz, diş minesi ve yemek borusu zararları ise gerçektir.[12][13] Yani sirkeyi bir ilaç gibi değil, öğünlerin yanında seyreltilmiş, ölçülü bir ekşilik kaynağı gibi düşünmek en doğrusu. Asıl işi yapan hâlâ tabağınızın bütünü; sirke olsa olsa kenarda küçük bir yardımcıdır.
Kaynaklar
- Arjmandfard D, Behzadi M, Sohrabi Z, Mohammadi Sartang M. Effects of apple cider vinegar on glycemic control and insulin sensitivity in patients with type 2 diabetes: a GRADE-assessed systematic review and dose-response meta-analysis of controlled clinical trials. Front Nutr. 2025;12:1528383. doi:10.3389/fnut.2025.1528383 Kaynağı aç ↗
- Cheng LJ, Jiang Y, Wu VX, Wang W. A systematic review and meta-analysis: vinegar consumption on glycaemic control in adults with type 2 diabetes mellitus. J Adv Nurs. 2020;76(2):459-474. doi:10.1111/jan.14255 Kaynağı aç ↗
- Shishehbor F, Mansoori A, Shirani F. Vinegar consumption can attenuate postprandial glucose and insulin responses; a systematic review and meta-analysis of clinical trials. Diabetes Res Clin Pract. 2017;127:1-9. doi:10.1016/j.diabres.2017.01.021 Kaynağı aç ↗
- Johnston CS, Kim CM, Buller AJ. Vinegar improves insulin sensitivity to a high-carbohydrate meal in subjects with insulin resistance or type 2 diabetes. Diabetes Care. 2004;27(1):281-282. doi:10.2337/diacare.27.1.281 Kaynağı aç ↗
- Östman E, Granfeldt Y, Persson L, Björck I. Vinegar supplementation lowers glucose and insulin responses and increases satiety after a bread meal in healthy subjects. Eur J Clin Nutr. 2005;59(9):983-988. doi:10.1038/sj.ejcn.1602197 Kaynağı aç ↗
- Hlebowicz J, Darwiche G, Björgell O, Almér LO. Effect of apple cider vinegar on delayed gastric emptying in patients with type 1 diabetes mellitus: a pilot study. BMC Gastroenterol. 2007;7:46. doi:10.1186/1471-230X-7-46 Kaynağı aç ↗
- Castagna A, Ferro Y, Noto FR, et al. Effect of apple cider vinegar intake on body composition in humans with type 2 diabetes and/or overweight: a systematic review and meta-analysis of randomized controlled trials. Nutrients. 2025;17(18):3000. doi:10.3390/nu17183000 Kaynağı aç ↗
- Kondo T, Kishi M, Fushimi T, Ugajin S, Kaga T. Vinegar intake reduces body weight, body fat mass, and serum triglyceride levels in obese Japanese subjects. Biosci Biotechnol Biochem. 2009;73(8):1837-1843. doi:10.1271/bbb.90231 Kaynağı aç ↗
- Petsiou EI, Mitrou PI, Raptis SA, Dimitriadis GD. Effect and mechanisms of action of vinegar on glucose metabolism, lipid profile, and body weight. Nutr Rev. 2014;72(10):651-661. doi:10.1111/nure.12125 Kaynağı aç ↗
- Hadi A, Pourmasoumi M, Najafgholizadeh A, Clark CCT, Esmaillzadeh A. The effect of apple cider vinegar on lipid profiles and glycemic parameters: a systematic review and meta-analysis of randomized clinical trials. BMC Complement Med Ther. 2021;21(1):179. doi:10.1186/s12906-021-03351-w Kaynağı aç ↗
- Launholt TL, Kristiansen CB, Hjorth P. Safety and side effects of apple vinegar intake and its effect on metabolic parameters and body weight: a systematic review. Eur J Nutr. 2020;59(6):2273-2289. doi:10.1007/s00394-020-02214-3 Kaynağı aç ↗
- Willershausen I, Weyer V, Schulte D, Lampe F, Buhre S, Willershausen B. In vitro study on dental erosion caused by different vinegar varieties using an electron microprobe. Clin Lab. 2014;60(5):783-790. doi:10.7754/clin.lab.2013.130528 Kaynağı aç ↗
- Hill LL, Woodruff LH, Foote JC, Barreto-Alcoba M. Esophageal injury by apple cider vinegar tablets and subsequent evaluation of products. J Am Diet Assoc. 2005;105(7):1141-1144. doi:10.1016/j.jada.2005.04.003 Kaynağı aç ↗
- Lhotta K, Höfle G, Gasser R, Finkenstedt G. Hypokalemia, hyperreninemia and osteoporosis in a patient ingesting large amounts of cider vinegar. Nephron. 1998;80(2):242-243. doi:10.1159/000045180 Kaynağı aç ↗
- Singh S, Gupta P, Meena A, et al. Latest trends in industrial vinegar production and the role of acetic acid bacteria: classification, metabolism, and applications, a comprehensive review. Microorganisms. 2023;11(9):2138. doi:10.3390/microorganisms11092138 Kaynağı aç ↗
- Vijayakumar C, Wolf-Hall CE. Survival of Escherichia coli O157:H7 in iceberg lettuce and the antimicrobial effect of rice vinegar against E. coli O157:H7. Food Microbiol. 2007;24(7-8):745-751. doi:10.1016/j.fm.2007.03.005 Kaynağı aç ↗
- Yang SJ, Mun S, Kim HJ, et al. Effectiveness of different washing strategies on pesticide residue removal: the first comparative study on leafy vegetables. Foods. 2022;11(18):2916. doi:10.3390/foods11182916 Kaynağı aç ↗
- Liatis S, Grammatikou S, Poulia KA, et al. Vinegar reduces postprandial hyperglycaemia in patients with type II diabetes when added to a high, but not to a low, glycaemic index meal. Eur J Clin Nutr. 2010;64(7):727-732. doi:10.1038/ejcn.2010.89 Kaynağı aç ↗
- Mitrou P, Petsiou E, Papakonstantinou E, et al. Vinegar consumption increases insulin-stimulated glucose uptake by the forearm muscle in humans with type 2 diabetes. J Diabetes Res. 2015;2015:175204. doi:10.1155/2015/175204 Kaynağı aç ↗
- White AM, Johnston CS. Vinegar ingestion at bedtime moderates waking glucose concentrations in adults with well-controlled type 2 diabetes. Diabetes Care. 2007;30(11):2814-2815. doi:10.2337/dc07-1062 Kaynağı aç ↗
- Johnston CS, White AM, Kent SM. Preliminary evidence that regular vinegar ingestion favorably influences hemoglobin A1c values in individuals with type 2 diabetes mellitus. Diabetes Res Clin Pract. 2009;84(2):e15-e17. doi:10.1016/j.diabres.2009.02.005 Kaynağı aç ↗
- Salbe AD, Johnston CS, Buyukbese MA, Tsitouras PD, Harman SM. Vinegar lacks antiglycemic action on enteral carbohydrate absorption in human subjects. Nutr Res. 2009;29(12):846-849. doi:10.1016/j.nutres.2009.10.021 Kaynağı aç ↗
- Darzi J, Frost GS, Montaser R, Yap J, Robertson MD. Influence of the tolerability of vinegar as an oral source of short-chain fatty acids on appetite control and food intake. Int J Obes. 2014;38(5):675-681. doi:10.1038/ijo.2013.157 Kaynağı aç ↗
- Gambon DL, Brand HS, Veerman EC. Unhealthy weight loss. Erosion by apple cider vinegar. Ned Tijdschr Tandheelkd. 2012;119(12):589-591. doi:10.5177/ntvt.2012.12.12198 Kaynağı aç ↗
- Lim J, Henry CJ, Haldar S. Vinegar as a functional ingredient to improve postprandial glycemic control, human intervention findings and molecular mechanisms. Mol Nutr Food Res. 2016;60(8):1837-1849. doi:10.1002/mnfr.201600121 Kaynağı aç ↗
- Leeman M, Östman E, Björck I. Vinegar dressing and cold storage of potatoes lowers postprandial glycaemic and insulinaemic responses in healthy subjects. Eur J Clin Nutr. 2005;59(11):1266-1271. doi:10.1038/sj.ejcn.1602238 Kaynağı aç ↗
- Brighenti F, Castellani G, Benini L, et al. Effect of neutralized and native vinegar on blood glucose and acetate responses to a mixed meal in healthy subjects. Eur J Clin Nutr. 1995;49(4):242-247. PMID: 7796781 Kaynağı aç ↗
Sık sorulan sorular

Yazan
Yeditepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik'ten mezun oldum; ardından ABD'de Plymouth State University'de Public Health Education & Promotion yüksek lisansımı ve yeme bozuklukları üzerine graduate certificate'imi tamamladım. 10 yılı aşkın klinik deneyimle kilo yönetimi, metabolik sağlık ve yeme bozukluğu alanlarında danışmanlık veriyorum.
Bilgilendirme: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesi, tıbbi tanı veya tedavi yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili kararlar almadan önce doktorunuza ya da bir uzmana danışın.



