İçeriğe atla
Dyteris, Bilimsel Beslenme Rehberi
Van Gogh'un kâsedeki patatesleri gösteren natürmortu

Görsel: dyteris.com

Beslenme Bilimi ve Sağlık

Airfryer Sağlıksız mı? Ölçümler Ne Gösteriyor?

Bir yanda yağsız pişirdiği için sağlıklı sayanlar, öbür yanda kanserle anıp kaçınanlar. Yağ tarafında kazancı ölçümler açıkça gösteriyor. Kızarma sırasında oluşan akrilamidde ise sonuçlar iki yöne birden çıktı; aynı patates çubuğunun kuruyan kenarında, nemli içinin beş katı ölçüldü.

Uzm. Dyt. Deniz ErişUzm. Dyt. Deniz Eriş19 dk okuma
Bu yazıyı paylaşın
İçindekiler

Önemli Noktalar

  • Yağ tarafındaki kazanç yerleşik: airfryer, derin yağda kızartmaya göre belirgin biçimde daha az yağlı bir ürün veriyor.
  • Akrilamid tarafında ölçümler tek yöne bakmıyor: bazı karşılaştırmalarda airfryer derin yağdan yüzde 90 düşük çıktı, bazılarında en yüksek çıkan yöntem oldu.
  • Dağınıklığı açıklayan değişken yüzeydeki su: aynı patates diliminin kuruyan kenarında, nemli merkezinin beş katı akrilamid ölçüldü.
  • Rengin karşılığı sayıya döküldü: açık altın sarısı patateste 52 µg/kg, kavrulmuş renkte 2.274 µg/kg akrilamid bulundu.
  • Pratik karar dört ayarda toplanıyor: patatesi altın sarısında durdurmak, kalın doğramak, pişirmeden önce suda bekletmek ve çiğ patatesi buzdolabında saklamamak.

Airfryer aslında yeni bir teknoloji değil, ama son yıllarda modern mutfakların ortak cihazına dönüştü. Bir süre içimiz rahat kullandık; ardından iki zıt cümle aynı anda dolaşmaya başladı.

Birincisi: "yağsız pişiriyor, çok sağlıklı." İkincisi: "meğerse kanser yapıyormuş."

İki cümle de aynı hatayı paylaşıyor, çünkü sağlık etiketini cihazın kendisine yapıştırıyorlar. İşi inceleyen bilimsel çalışmaların ölçüm sonuçlarına baktığınızda ise daha ilginç bir tablo ortaya çıkıyor: bir tarafta net bir sağlık kazancı varken, öbür tarafta birbirini tutmayan sonuçlar ve o sonuçların hepsini açıklayan tek bir değişken mevcut.

Bu yazıda önce yağ tarafındaki sağlık kazancına, sonra akrilamid ölçümlerindeki ayrışmaya, ardından da o ayrışmayı açıklayan mekanizmaya sırasıyla eğileceğiz. Buna ek olarak cihazın kendisine yöneltilen iki ana şikâyet olan fanda biriken yağı ve teflon kaplamayı da ayrı bir başlıkta ele alacağım. Yazının sonunda sizi net bir karar cümlesi bekliyor; airfryer'ı hangi ayarla kullanmanın en mantıklısı olduğunu bilerek bu makaleden ayrılacaksınız.

İlk olarak sıkıntılı maddemiz: Akrilamid nedir, neden bu kadar konuşulur oldu?

Kanser tartışmasının merkezindeki bileşiği önce tanıyalım. Akrilamid, patates ve un gibi nişastalı gıdalar yüksek sıcaklıkta pişerken oluşan küçük bir molekül (C₃H₅NO) olup 2002'de İsveçli araştırmacıların kızarmış ve fırınlanmış gıdalarda tespit etmesiyle dünya gündemine girmiştir.1 Yani asıl konu ve tehlikeli bileşik airfryer'dan çok daha eski bir tarihe sahip; taa o zamanlardan beri kızarmış patates ürünlerinde ve gevrek ekmekte de ölçülebilir düzeylerde akrilamidin varlığı biliniyor.1

Şansımıza akrilamidin oluşum yolunu da keşfiyle aynı yıl çözdük.

Gıdadaki bir amino asit olan asparajin, indirgen şekerlerle yüksek ısı altında tepkimeye giriyor; kızarmış yüzeye rengini ve kokusunu veren Maillard tepkimesinin yan ürünü olarak da akrilamid maddesi doğuyor.2 Yani bu madde dışarıdan gıdaya bulaşan bir şey değil, kızarmanın sürecinin içinden çıkan “doğal” bir sonuç ürününden söz ediyoruz.

Konunun sağlık otoriteleri tarafından ne kadar ciddiye alındığını buradan da çıkarabilirsiniz; Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) 2002'den bu yana akrilamid için gıda taraması çalışmaları yürütüyor ve 2006'ya gelindiğinde iki bin altı yüzden fazla numuneyi ölçmüşlerdi; 2011 ve 2015'te iki bin beş yüz numune daha ölçümlere eklendi.21

Sağlık tarafındaki ağırlığını da adıyla koyalım: akrilamid, insanda muhtemel kanserojen sınıfında değerlendirildiği için dünya çapında mevzuatın gündemindedir.2, 3 Güncel derlemeler kanserojen ve sinir sistemi üzerindeki riskleri birlikte ele almaktalar ve gündelik tüketimini azaltma stratejileri üzerine yapılan çalışmalar sıklıkla karşımıza çıkmakta.3, 13

Akrilamidi azaltmak için işte ilk ipucunuz: Yazının başında andığımız 2002 tarihli İsveç analizinde haşlanmış gıdalarda akrilamid tespit edilemedi.1 Neden mi? Çünkü suyun içinde pişen gıdaların yüzeylerindeki sıcaklık kaynama noktasını aşamıyor ve tepkime için ayrıca gereken kuruluk bu yöntemde oluşmuyor. Bu ipucunu aklınızda tutun; ileride çelişiyor gibi gözükecek çalışmalardaki dağınıklığı tam olarak bu bilgi çözecek.

Peki airfryer yağ kullanımını gerçekten ne kadar azaltır?

Yağ tarafındaki hesap yerleşik olup tartışmanın sakin ve net kısmı tam olarak burası. Sıcak havayla pişiren yöntemler, derin yağda kızartmaya göre belirgin biçimde daha az yağlı bir ürün veriyorlar; yeni kızartma teknolojilerini değerlendiren tüm derleme çalışmaların ortak sonucu bu.4

Aynı patatesi iki yöntemle pişirdiğinizde airfryer'da pişenin nem ve renk profili benzer kalırken yağ içeriği belirgin biçimde düşük çıkar;5 yağ emilimi doğrudan ölçüldüğünde de airfryer'daki miktar, geleneksel kızartmadakinin anlamlı biçimde altında kalır.14 Yağın her gramı 9 kalori taşıdığı için bu azalma, tabağınıza düşen kaloriye doğrudan yansımakta.

Bu net farkın sebebini görmek için iki tabağı yan yana koymanız yeterli. Derin yağda kızartılırken ürün, yağın içinde durur ve kızaran yüzey o havuzdan yağ emer; sıcak havayla çalışan sistemlerde böyle bir yağ havuzu bulunmadığı için ortada emilecek yağ da olmaz.

Kızgın yağın içinde kabararak pişen patatesler
Derin yağda kızartmada patates, emeceği yağın tam içinde duruyor

Cihazın adındaki "yağsız" sözünün sınırını da belirtmeliyiz: airfryer'ın düzeni tamamen kuru değildir, pişirilen yemeğe katılan az miktardaki yağ ince damlacıklar hâlinde sıcak havada dolaşır.5 Bir iki kaşık yağla dönen bu düzenle litrelerce yağın içinde yüzen patates arasındaki fark, cihazın sağladığı net sağlık kazancının asıl kaynağıdır.

Peki içine koyduğumuz o bir iki kaşık yağa ne oluyor? Derin yağda kızartmada yağ bir havuzdur ve ürün o havuzdan emer. Airfryer'da ise yağ yüzeyi ince bir tabaka hâlinde kaplar; bir bölümü pişerken sepetin altındaki hazneye damlar, kalanı üründe kalır.

Ben az yağda kızartıyorum diyenler için de yeni bir bilgi: aradaki fark ölçüldüğünde ise 300 gram patatesi 9 gram yağla (çok çok az miktarda yağ) pişiren bir karşılaştırmada, ürünün emdiği yağ miktarı, yağda kızartmaya göre parmak patateste yüzde 36, dilim patateste yüzde 39 daha az çıktı.22

Yağın kendisine ne olduğu da ölçüldü; nitekim yağ ısındıkça bozulur ve bu bozulmanın ürünleri gıdada birikir. Tekrar tekrar ısıtılan yağda peroksitler, aldehitler, trans yağ asitleri ve toplam polar bileşikler artar; bu maddelerin birikimi yağın ne kadar yıprandığının ölçüsüdür.23 Söz konusu bozulma ürünleri, airfryer'da pişen parmak patateste derin yağda kızartmaya göre yüzde 43 daha düşük çıktı.22 Sebebi de oldukça sezgisel: yağda kızartmada aynı yağ defalarca ısıtılır, airfryer'da ise az miktarda taze yağ ısıyı bir kez görür ve orada kalır.

Sağlık kazancının büyüklüğünü mutfak/diyet diline de çevirelim. Derin yağda kızartmada patates, yağ havuzundan onlarca gram yağ çeker; airfryer'da ise tüm porsiyon için koyduğunuz bir yemek kaşığı yağ yaklaşık 120 kalori eder ve orada kalır. Aradaki fark tek bir tabakta yüzlerce kalorinin üstüne çıkabilir.

Bu farkın uzun vadedeki karşılığını ölçmek için on yedi çalışmayı ve beş yüz altmış iki bin kişiyi bir araya getiren bir meta-analizde, haftalık kızartma tüketimine eklenen her 114 gramlık ek yağ miktarının (öğün başına oranlandığında çok düşük bir miktar) ciddi akut kalp damar hastalığı olaylarında yüzde 3, kalp yetmezliğinde ise yüzde 12 daha yüksek riskle kendini gösterdiği; en çok tüketenlerle en az tüketenler karşılaştırıldığında ise aradaki oranın kalp yetmezliğinde yüzde 37'ye ulaştığı gözlemlenmekte.15 Yani olay tek bir öğünde değil, alışkanlığın sürdürülebilir toplamında. Haftada üç kez yağda kızartma yerine airfryer kullanan bir sofra, kendini bu eğrinin daha aşağısına taşıyacak gibi gözüküyor.

Bu kısım net gibi. İşte bu yüzden yazının geri kalanında yağ azaltma faydalarını değil, işin çekişmeli tarafını konuşacağız.

Airfryer'da ne kadar akrilamid oluşur?

Burası konunun kamuoyunda en çok yanlış aktarılan yeri olduğu için ölçümleri olduğu gibi önünüze koyacağım; iki taraf da gerçek verilere dayanıyor.

Ölçümler iki yöne birden bakıyor. Bir yanda, çiğ patates 180 derecede pişirildiğinde airfryer hiçbir ön işlem gerekmeden yağda kızartmaya göre yaklaşık yüzde 90 daha az akrilamid üretiyor.6

Öbür yanda ise sonuç tam tersine dönüyor. Üç yöntemin yan yana denendiği bir düzende, yine ön işlem uygulanmadan en yüksek akrilamid airfryer'da ölçüldü: 963,83 µg/kg. Aynı denemede en düşük değer ise 785,31 µg/kg ile mikrodalgada kaldı.7

İki ölçüm de çiğ patatesle çalışıyordu; yani "çiğden pişirince airfryer avantajlı" gibi temiz bir kural kuramıyoruz. Elimizdeki ölçümlerle cihaza göre bir sıralama çıkarmak da mümkün değil; akrilamid üretim sıralamasını kuran şey, birazdan göreceğiniz gibi aslında cihazın cinsi değil pişirme koşulları.

Sayılar büyüyünce birim gözden kaçmasın: µg/kg, kilogram başına mikrogramı anlatır ve 500 µg/kg, kilogram başına yarım miligram demektir. Küçük görünen bu miktarların neden dert edildiğini bir önceki bölümde okudunuz.

Sayılar için bir kıyas noktası: Avrupa Birliği mevzuatı parmak patates için 500 µg/kg düzeyinde bir kıyas değeri tanımlıyor.(7) Yukarıdaki 963 µg/kg bu eşiğin üstünde, bazı ölçümlerdeki değerler ise çok altında kalıyor. Aynı cihazdan bu kadar geniş bir aralık çıkması, sorunun cihazda olmadığını gösteriyor.

Gıdada oluşan akrilamid miktarını asıl ne belirler?

Verilerdeki beklenmedik dağınıklığı açıklayan değişken şaşırtıcı derecede somut çıktı. Oluşacak akrilamid miktarının asıl belirleyicisi gıdanın yüzeyindeki su miktarı.8

Aynı patates diliminin farklı bölgeleri ayrı ayrı ölçüldüğünde ortaya şu tablo çıkıyor.8

Aynı patates dilimiKuruyan kenarNemli merkez
Akrilamid456,22 µg/kg85,33 µg/kg
Su oranı%8,91%55,78

Kenar, merkezin en az beş katını taşımakta. Su ise tam ters yönde sıralanıyor, nem neredeyse yedi kat fazla. İki satır birlikte okunduğunda kural kendini gösteriyor: akrilamid patatesin kuruyan yerinde birikiyor.

Özetle akrilamid üretme zinciri tüm pişirme işlemlerinde şöyle işlemekte: Gıda yüzeyinde su varken sıcaklık, suyun buharlaşma noktasına takılı kalıyor ve bir sorun yok. Ancak yüzey kuruduğu anda sıcaklık hızla tırmanmakta ve akrilamid üreten tepkime devreye giriyor. Girişteki ipucunun açıklaması da işte bu süreç, çünkü haşlanmış gıdada su yüzeyi gıdayı tepkime sıcaklığının altında tuttuğu için akrilamid gözlenmez.

Islak ile kuru gıda arasındaki farkı da somutlaştıralım, çünkü yazının pratik uygulama tarafı buraya bağlanacak. Yüzeyi ıslak bir patatesi cihaza koyduğunuzda, o su buharlaşana kadar yüzeyin sıcaklığı yüz derece civarında sabit kalır ve akrilamid üreten tepkimenin ihtiyaç duyduğu sıcaklığa çıkamaz. Yani ilk dakikalar bu tepkime açısından zararsız, hasarsız geçer. Patatesin etrafındaki su bittiği anda ise sıcaklık serbest kalır; patatesin yüzeyi hızla ısınır, rengi koyulaşır ve üründe akrilamid ortaya çıkmaya başlar.

Buradan üç sonuç çıkarabiliriz.

  1. Islak koyarsanız pişirme uzar ve renk daha geç gelir. Asıl mesele de burada: ıslaklık akrilamidi yok etmez, yalnızca başlangıcını geciktirir. Patatesi yine eskisi gibi koyu renk olana kadar pişirirseniz geciken tepkime sonunda yine çalışır ve aynı yere varırsınız. Yani ıslatmanın kazancı ancak patatesi açık renkte durdurduğunuzda cebinizde kalır.

2)Suda bekletmenin ıslatmaktan fazlası olduğunu da eklemek gerekir. Su, yüzeydeki indirgen şekerin bir kısmını fiziksel olarak alıp götürür, yani tepkimenin ham maddesini eksiltir. Bu kazanç yüzeyin ıslaklığından bağımsızdır ve patates kuruduktan sonra da devam eder. Kısacası ıslatmak size zaman kazandırır, suda bekletmek ham madde eksiltir; asıl fark burada. Bu yüzden suda bekletmek mantıklı.

Cam kâsede suyun içinde bekleyen ince patates dilimleri
Su, yüzeydeki şekeri alıp götürüyor; yazının en kolay uygulanan tavsiyesi bu

3)Cihazın içindeki hava akımı da aynı kapıya çıkmakta. Akım hızlandıkça yüzeydeki su daha hızlı buharlaşır ve kuruyan bölge büyür; hava hızının akrilamid dağılımını değiştirdiği ayrı bir ölçümle de gösterilmekte.9 Süre, sıcaklık, parça kalınlığı ve hava hızı, dördü birden ayrı ayrı incelendiğinde hep aynı değişkene bağlanıyor.

Denklemin bir ayağı da pişirdiğiniz hammaddede. Kızartma sonundaki akrilamid miktarını büyük ölçüde patatesin içindeki indirgen şeker yükü belirler; soğukta bekleyen patateste bu şekerler biriktiği için aynı tarif, buzdolabından çıkan patateste çok daha yüksek değer üretebilmekte.10

Aynı sebep, dondurulmuş patatesin neden farklı davrandığını da açıklıyor. İspanya'da otuz bir okul mutfağında yapılan ölçümde, dondurulmuş ön kızartmalı patatesten hazırlanan porsiyonlar 229 µg/kg, taze patatesten hazırlananlar 460 µg/kg akrilamid taşıyordu.18 Aradaki farkı üretim adımı kuruyor: dondurulmuş ürün fabrikada haşlanıp kurutuluyor ve kısmen kızartılıyor, yani tepkimenin ham maddesi olan şekerin bir bölümü siz eve getirmeden önce gıdadan uzaklaştırılmış oluyor. Buradan çıkan pratik sonuç ise şu: dondurulmuş patates, mutfakta ek bir işlem yapmadığınız durumda taze patatesten daha düşük akrilamidle sofraya gelir.

Çalışmalar yolun öbür ucunu da test ettiler. Gıdada doğal olarak bulunan amino asit olan asparajini önceden parçalayan bir enzimle hazırlanan patateslerde akrilamid değerleri belirgin düştü ve 500 eşiğinin altına indi.7 Tepkimenin iki ham maddesinden birini çektiğinizde ürünün de azalması, mekanizmayı ayrıca doğruluyor.

Önceki bölümdeki çelişki de burada çözülecek. Süre, sıcaklık, hava hızı ve patatesin şeker yükü dört ayrı kolda değişince, aynı adı taşıyan iki deney aslında iki farklı koşulu ölçmüş oluyor. Airfryer'ı bir denemede kazanan, öbüründe kaybeden gibi gösteren asıl şey cihazın kendisi değil, denemeler arasındaki bu koşul ayrımı.

Sık gelen bir soruyu da buraya bağlayalım: fırınla airfryer arasında ölçümler tutarlı bir üstünlük göstermemekteler.11 İkisi de sıcak havayla çalışır; aradaki başlıca fark hacim ile hava hızındadır ve yukarıdaki mekanizma iki cihazda da aynı kurallarla işler.9 Yani standart fırınlar ile airfryer arasında gıda sağlığı açısından pek de anlamlı bir fark yok.

Peki cihazın kendisi? Fanda biriken yağ ve teflon kaplama

Buraya kadar hep tabaktaki yemeği konuştuk. Airfryer'a yöneltilen iki şikâyet ise doğrudan cihazın kendisiyle ilgili ve ikisinin de ölçülmüş bir cevabı var.

Birincisi zamanla üründe biriken yağ. Bir araştırma ekibi ev tipi airfryer'ları kapalı bir kutunun içine koymuş ve on iki ayrı yemek pişirirken cihazın mutfak havasına ne bıraktığını ölçmüş.16

İlk fark edilen şey, gözle görülemeyecek kadar küçük olan, havada asılı kalan ve solunduğunda akciğerin en derinine kadar inebilen zerrecikler; ultra ince partiküller. Bu zerreciklerin çapı 100 nanometrenin altında, yani bir saç telinin yaklaşık binde biri kadar. Kızartma havaya tam da bu boyutta parçacık bırakır ve bu boyuttaki parçacıklar solunum yolunda yüksek oranda tutunur.

İkincisi, yemek ısınırken buharlaşıp gaz hâlinde havaya karışan organik maddeler yani uçucu organik bileşikler. Bunlar mutfak havasında azot oksitlerle ve ışıkla tepkimeye girip yer seviyesinde ozon üretebildikleri için ayrıca ölçülüyorlar.

Üçüncüsü, azot oksitler. Bu gazlar cihazdan değil, pişirdiğiniz yemekten geliyor. Ölçümde en yüksek değerler kürlenmiş işlenmiş etlerde çıkmış, çünkü kürlemede kullanılan sodyum nitrit ısıyla bu gazları veriyor; patateste ise kaynak patatesin kendi nitratı.16

Tüm bu havalı kelimelerden bize düşen sonuç ise iki parçalı. İlk parça rahatlatıcı: gerçek bir mutfak büyüklüğüne uyarlandığında airfryer'ın havaya bıraktığı miktar, geleneksel kızartma yöntemlerinin belirgin biçimde altında. En yüksek değerler yağlı ve işlenmiş ürünlerde, en düşükleri sade sebze ve patateste görüldü.

İkinci parça ise bakımla ilgili ve bu bölümün en somut bulgusu. Yetmiş kereden fazla kullanılmış cihazlarda, elin kolay ulaşamadığı bölgelerde yağ kalıntısı birikiyor. Cihaz içi bomboşken, hiç yemek pişirmeden çalıştırıldığında bile bu kalıntı havadaki uçucu organik bileşikleri yüzde 23, ultra ince partikülleri yüzde 236 artırmakta.16 Yani kirli bir airfryer, içinde yemek olmadan da mutfak havasına negatif katkı yapıyor.

Buradan çıkan sonuç basit: sorun cihazda değil, temizlenmemiş cihazda. Sepeti ve haznesini düzenli yıkayın, pişirirken de mutfağı havalandırın. Üreticilere yapılan öneriler de aynı yönü gösteriyor: pişirme haznesi sökülüp temizlenebilmeli.16

İkincisi teflon kaplama davası. Bu kaplamalar 260 derecede bozulmaya başlıyorlar. Ev tipi airfryer'lar o sıcaklığa hiç çıkmayacak biçimde sınırlandırılmaktalar ve ölçüm de bunu doğruluyor: airfryer'ın içindeki sıcaklık en tepede 229 dereceyi gördü, yani eşiğin otuz derece altındaydı.11

Kaplamanın ömrünü uzatan iki basit kural var. Cihazı içi boşken en yüksek ayarda uzun süre çalıştırmayın; sıcaklığı asıl yukarı taşıyan durum, ısıyı çekecek bir yemeğin içeride olmaması. Bir diğeri de sepetin kaplaması çizilmişse ya da kabarmışsa sepeti yenisiyle değiştirmeliyiz, çünkü bozulmuş bir yüzey ilk günkü gibi davranamıyor.

Son dönemde çıkan cam hazneli modellerin yeri de burası. Cam ve seramik yüzeyler kaplama taşımadıkları için çizilme ve yıpranma meselesini baştan ortadan kaldırmaktalar yani airfryer sıcaklıklarında kimyasal olarak durağan kalırlar. Yine de buradaki farkın büyüklüğünü doğru ifade etmekte yarar var: kaplaması sağlam ve eşiğin altında çalışan teflonlu bir cihaz, yukarıdaki iki kurala uyduğunuz sürece beklendiği gibi davranır. Camın kazandırdığı şey bugünkü performans değil, zaman: cihaz yıllandıkça ve kaplama yıprandıkça bu sorunun hiç doğmaması. Yeni cihaz alıyorsanız cam hazne makul bir tercihtir; elinizdeki teflonlu cihazı değiştirmeniz için ise tek başına yeterli bir sebep sayılmaz.

Hangi gıdalarda dikkatli olmak gerekir?

Airfryer'da pişirilmiş çok sayıda gıdayı kapsayan bir taramada üç bileşik grubu birden ölçüldü: akrilamid, kömürleşen yüzeylerde oluşan polisiklik aromatik hidrokarbonlar ve etin yüksek ısıda pişmesiyle oluşan heterosiklik aminler. Ardından bu miktarların günlük tüketimle ne kadar maruziyet yarattığı hesaplandı.12

Sonuç yine iki yönlüydü. Et ve balık ürünlerinde son iki grup için hesaplanan maruziyet endişe ettirmeyecek aralıkta kalırken, buna karşılık tahıl, sebze ve kök yumru ürünlerindeki akrilamid için dikkat edilmesi gerektiği sonucuna varıldı.12

Listedeki sebze kalemi sizi şaşırtabilir, ama sayılar bu konuda oldukça net. Alman gıda enstitüsünün piyasa taramasında sebze cipsleri ortalama 1.430 µg/kg akrilamid taşırken patates cipsi 190 µg/kg düzeyindeydi; yani sebzeden yapılan cipste ortalama sekiz kat fazla akrilamid ölçüldü.17 Sebep ise aynı kimyasal denklemler: şeker ve amino asit sebzede de hazır bulunuyor ve yüzey kuruyup koyulaştıkça tepkime patateste olduğu gibi işlemekte. Havuç ve pancar gibi şekerce zengin kök sebzeler de listenin üst sıralarındalar; lahana ve kabak gibi sulu sebzelerden yapılan cipslerde ise değerler çok daha düşük.17 Bu yüzden sebze cipsine "sebzeden yapıldı, çok çok sağlıklı" gözüyle bakmak her zaman doğru olmayabilir.

Kâsede pancar, havuç ve tatlı patatesten yapılmış sebze cipsleri
Ölçümde en yüksek değerler pancar ve havuç gibi şekerce zengin köklerde çıktı

Yapılan çalışmaların işaret ettiği yön hep aynı ve gıda kaynakları benzediği için bizim mutfağımıza sonuç olarak yakın. Airfryer kullanırken dikkati ete/proteine değil, nişastalı gıdalar ve sebzeler tarafına çevirmek gerekiyor. Yaygın kaygı ette oluşan bileşiklerde toplanırken, bilimsel kanıtlar dikkat edilmesi gereken yerin patates, ekmek ve sebze olduğunu söylüyor.

Airfryer için nihai karar: ne yapmalı?

Karar cihazın markasında değil, dört mutfak ayarında saklı ve dördü de yukarıdaki mekanizmadan kaynaklanmakta.

-Renk ayarı: akrilamid kuruyan ve koyulaşan yüzeyde biriktiği için patatesi kahverengiye değil altın sarısına kadar pişirin. Bu kuralın karşılığı gayet net. İspanya'daki okul mutfaklarından toplanan patateslerde renk koyulaştıkça ölçülen akrilamid katlanarak arttı.18

Patatesin rengiÖlçülen akrilamid500 µg/kg kıyas değerine göre
Açık altın sarısı52 µg/kgeşiğin onda biri
Altın sarısı134 µg/kgeşiğin dörtte biri
Koyu altın sarısı463 µg/kgeşiğin hemen altı
Kavrulmuş2.274 µg/kgeşiğin dört buçuk katı

Yani rengi bir ton koyulaştırmak sayıyı katlıyor. Gereğinden uzun süre ve yüksek sıcaklık maruziyeti en istemediğimiz şey olup pişirme takibi yaparken cihazın süre göstergesine değil ürünün rengine bakın; aynı modelde bile koyduğunuz gıdanın miktarı ve doğranma biçimi değişince süre şaşar, renk şaşmaz.

Altın sarısı renkte, yakın çekim patates kızartması
Durulacak renk bu: tablodaki 52 ve 134 satırları bu tonda ölçüldü

-Kalınlık: aynı patates diliminde nemli merkez, kuruyan kenardan beş kat düşük değer taşıdığı için kalın doğranmış parçada akrilamidsiz korunan iç bölge daha büyük olur.8 Kibrit çöpü inceliğinde kesilmiş patates neredeyse tamamen kenardan ibaret kaldığı için bu bağlamda en kötü tercih; elma dilimi kalınlığı ise hem pişen hem merkezini koruyan bir orta yol sunduğu için tercih edilmeli.

Saklama: çiğ patatesi mümkünse buzdolabında bekletmeyin. Soğukta biriken indirgen şekerler aynı pişirme süresinde çok daha fazla akrilamid üretir; serin ve karanlık bir dolap rafı bu iş için doğru adres.10 Patates buzdolabında beklemişse de iş işten geçmiş sayılmaz; soğukta saklanan patatesin sıcaklığı kademeli olarak 15 dereceye çıkarıldığında, aynı patatesten ölçülen akrilamidin yüzde 75 azaldığı gözlenmekte.19 Buradaki süre ölçeğini doğru kurmalıyız, bu süreç kısa bir dinlenme değil, günler ile haftalar süren bir toparlanma; oda sıcaklığında bekletilen patateslerde şeker düşüşü beş ila dokuz günde belirginleşti.19

Tek cümlelik mutfak kuralı: altın sarısında durun, kalın doğrayın, çiğ patatesi buzdolabına koymayın ve doğradığınız patatesi suda bekletin. Bu ayarlar, cihazdan bağımsız olarak akrilamid tarafını sizin lehinize çeviriyor.

Kabak ya da patatesi közlemeden önce tezgâhta on beş yirmi dakika bekletmenin şeker yükü üzerinde bir etkisi bu yüzden beklenmez; o kadar kısa sürede patatesin içindeki şeker kımıldamaz. Üstelik tezgâhta beklerken yüzey kurur ve kuruyan yüzey tepkime sıcaklığına daha çabuk ulaşır. On beş yirmi dakikanız varsa doğru hamle beklemek değil, patatesi o süre boyunca suda bekletmektir.

Ön ıslatma: doğranmış patatesi pişirmeden önce suda bekletmek, tepkimeye girecek şekerin bir kısmını yüzeyden uzaklaştırır. Elde edilecek kazanç suda bekleme miktarıyla artar. Bir çalışmaya göre, yıkamak akrilamid oluşumunu yüzde 23, otuz dakika suda bekletmek yüzde 38, iki saat bekletmek yüzde 48 azaltmakta.20

Bir de ek menü notu düşelim: bu tartışma nişastalı gıdalar ve sebzeler için anlamlı olup et ve balık tarafında ölçülen tablo oldukça rahatlatıcı.12

Ölçeğimizi de yerine koyalım: bu tartışma tek bir tabağın değil, alışkanlıkların toplamının tartışmasıdır. Mevzuatın derdi de tekil porsiyonlar değil, üretimden sofraya toplam maruziyeti aşağı çekmek.3

"Airfryer sağlıklı mı" sorusunun cevabını artık kurabiliriz. Cihaz ne şifa dağıtır ne hastalık; sağlık etiketi cihaza değil pişirme koşullarına yapışmalı.

Karar verirken de tek bir haneye değil, üç haneye birden bakmak gerekli. Yağ hanesinde yağda kızartmanın yerine geçtiğinde ölçülmüş bir kazanç kesinlikle var ve bu kazanç, kızartma sıklığı düştükçe uzun vadeli kalp damar tablosuna da yansır.15 Akrilamid hanesi hangi kutuyu aldığınıza değil, yüzeyi ne kadar kuruttuğunuza bakar. Cihazın kendi hanesinde ise iki bakım kuralı yeterlidir: haznesini düzenli temizlemek ve kaplaması bozulmuş sepeti değiştirmek.16 Üçü birlikte değerlendirildiğinde airfryer, mutfaktaki kolaylığı ve hızıyla birlikte kendini fazlasıyla haklı çıkarır.

Benim bireysel fikrim şu: düzenli kızartma yapılan bir mutfakta yağda kızartmanın yerine kullanılan ve altın sarısında durdurulan bir airfryer, net bir kazançtır. Aynı cihaz yüzeyi kömürleştiren bir alışkanlıkla çalıştığında bu kazancı kendi eliyle geri verir; karar da bu yüzden cihazın değil, sizin elinizde ve pişirme alışkanlıklarınızda kalıyor.

Bilgilendirme: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesi, tıbbi tanı veya tedavi yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili kararlar almadan önce doktorunuza ya da bir uzmana danışın.

Kaynakça

  1. Tareke E, Rydberg P, Karlsson P, Eriksson S, Törnqvist M. Analysis of acrylamide, a carcinogen formed in heated foodstuffs. Journal of Agricultural and Food Chemistry. 2002 Aug 14;50(17):4998-5006. Kaynağı ara ↗
  2. Mottram DS, Wedzicha BL, Dodson AT. Acrylamide is formed in the Maillard reaction. Nature. 2002 Oct 3;419(6906):448-9. Kaynağı ara ↗
  3. Törős G, Alibrahem W, Kharrat Helu N, Jevcsák S, Ferroudj A, et al. Acrylamide in Food: From Maillard Reaction to Public Health Concern. Toxics. 2026 Jan 23;14(2):110. Kaynağı ara ↗
  4. Wang Y, Wu X, McClements DJ, Chen L, Miao M, et al. Effect of New Frying Technology on Starchy Food Quality. Foods. 2021 Aug 11;10(8):1852. Kaynağı ara ↗
  5. Teruel MdelR, Gordon M, Linares MB, Garrido MD, Ahromrit A, et al. A comparative study of the characteristics of French fries produced by deep fat frying and air frying. Journal of Food Science. 2015 Feb;80(2):E349-58. Kaynağı ara ↗
  6. Sansano M, Juan-Borrás M, Escriche I, Andrés A, Heredia A. Effect of pretreatments and air-frying, a novel technology, on acrylamide generation in fried potatoes. Journal of Food Science. 2015 May;80(5):T1120-8. Kaynağı ara ↗
  7. Esposito M, De Luca L, Sorrentino G, Basile G, Calabrese M, et al. Evaluation of the effect of enzymatic pretreatment with l-asparaginase on acrylamide formation during microwave, air, and deep frying of potatoes. Journal of Food Science. 2025 Mar;90(3):e70081. Kaynağı ara ↗
  8. Li J, Zhao N, Huang X, Wang X, Bao T, et al. Distribution characteristics and formation mechanism of acrylamide in air-fried potato strips. Food Chemistry. 2025 Jun 30;478:143664. Kaynağı ara ↗
  9. Li J, Zhang H, Huang X, Zhang M, Bao T, et al. Regulation mechanism of airflow velocity in air fryer on the uniformity of acrylamide formation in potato strips: water migration and microstructure evolution. Food Chemistry. 2025 Aug 30;484:144386. Kaynağı ara ↗
  10. De Wilde T, De Meulenaer B, Mestdagh F, Govaert Y, Vandeburie S, et al. Influence of storage practices on acrylamide formation during potato frying. Journal of Agricultural and Food Chemistry. 2005 Aug 10;53(16):6550-7. Kaynağı ara ↗
  11. Navruz-Varlı S, Mortaş H. Acrylamide formation in air-fried versus deep and oven-fried potatoes. Frontiers in Nutrition. 2023;10:1297069. Kaynağı ara ↗
  12. Yoon H, Jung MY, Choi SH, Chun SH, Lee J, et al. Effect of air-frying on formation and correlations of polycyclic aromatic hydrocarbons, acrylamide, and heterocyclic aromatic amines in foods and risk assessment. Food Science and Biotechnology. 2024 Jul;33(10):2399-2415. Kaynağı ara ↗
  13. Vaishnavi A, Kaushik D, Oz E, Proestos C, Oz F, et al. Advanced mitigation strategies for acrylamide formation in foods: mechanistic insights, emerging innovations, and future perspectives. Food Research International. 2026 Oct 31;242(Pt 3):120015. Kaynağı ara ↗
  14. Shaker MA. Comparison between traditional deep-fat frying and air-frying for production of healthy fried potato strips. International Food Research Journal. 2015;22(4):1557-63. Kaynağı ara ↗
  15. Qin P, Zhang M, Han M, Liu D, Luo X, et al. Fried-food consumption and risk of cardiovascular disease and all-cause mortality: a meta-analysis of observational studies. Heart. 2021;107(19):1567-75. Kaynağı ara ↗
  16. Tang R, Su Y, Acton WJF, Dunn LK, Pfrang C. Quantification of volatile organic compounds (VOCs), nitrogen oxides (NOx), and ultrafine particles (UFPs) emitted by domestic air fryers: a chamber study of indoor air quality impacts. ACS ES&T Air. 2026. doi:10.1021/acsestair.5c00363 Kaynağı aç ↗
  17. Perestrelo S, Schwerbel K, Hessel-Pras S, Schäfer B, Kaminski M, et al. Results of the BfR MEAL Study: acrylamide in foods from the German market with highest levels in vegetable crisps. Food Chemistry: X. 2024;22:101403. Kaynağı ara ↗
  18. Mesias M, Delgado-Andrade C, Holgado F, Morales FJ. Acrylamide in French fries prepared at primary school canteens. Food & Function. 2020;11(2):1489-97. Kaynağı ara ↗
  19. Visse-Mansiaux M, Shumbe L, Brostaux Y, Ballmer T, Smit I, et al. Identification of potato varieties suitable for cold storage and reconditioning: a safer alternative to anti-sprouting chemicals for potato sprouting control. Food Research International. 2024 May;184:114249. Kaynağı ara ↗
  20. Burch RS, Trzesicka A, Clarke M, Elmore JS, Briddon A, et al. The effects of low-temperature potato storage and washing and soaking pre-treatments on the acrylamide content of French fries. Journal of the Science of Food and Agriculture. 2008 Apr;88(6):989-95. Kaynağı ara ↗
  21. U.S. Food and Drug Administration. Survey Data on Acrylamide in Food: Total Diet Study Results. Erişim: https://www.fda.gov/food/process-contaminants-food/survey-data-acrylamide-food-total-diet-study-results (08.09.2026) Kaynağı aç ↗
  22. Can AT, Demirkan S, Altay Ö, Filiz Ö, Çavuşoğlu-Kaplan G, et al. Air jet impingement-assisted air frying of potatoes: oil absorption, lipid oxidation and acrylamide formation for improved nutritional quality. Food Science & Nutrition. 2026;14(6):e72017. Kaynağı ara ↗
  23. Abrante-Pascual S, Nieva-Echevarría B, Goicoechea-Oses E. Vegetable oils and their use for frying: a review of their compositional differences and degradation. Foods. 2024;13(24):4186. Kaynağı ara ↗

Sık sorulan sorular

Uzm. Dyt. Deniz Eriş

Yazan

Uzm. Dyt. Deniz Eriş

Yeditepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik'i 2014'te, yüksek lisansımı da 2016'da ABD'deki Plymouth State University'de yeme davranışı ve yeme bozuklukları üzerine uzmanlaşarak tamamladım.

2018'den beri Bursa Nilüfer'deki kliniğimde danışan görüyor ve tüm dünya ile online olarak çalışıyorum. Bana ve çalışma sistemime dair ek bilgi için hizmetler sayfasına göz atabilirsiniz.