Moda diyetlerin değil, güncel bilimin ışığında yazılmış pratik yazılar.
Ağır bir yemeğin ardından masaya kabarcıklı bir şişe geliyor. Elinizdeki soda mı, maden suyu mu? Midenizdeki rahatlama gazdan mı geliyor, mineralden mi?
Günde tek öğün yiyerek kilo verenleri duydunuz ve aklınız yattı. Tek tabakta günün proteini ve elektroliti karşılanır mı, bu düzen kime uyar?
Aralıklı oruç, kalitesiz beslenmeyi telafi edecek sihirli bir değnek değil. Açlık periyodu metabolizmayı dinlendirip onarırken; yeme penceresi, bedeni doğru yapı taşlarıyla (kaliteli protein, sağlıklı yağlar ve lif) yeniden inşa etme zamanı. Bu iki süreci tamamlayıcı olarak yönetmek zorundayız.
Aralıklı oruç saatlere bakıyor, tabağa karışmıyor diye düşünüyorsunuz. Az sayıdaki öğünde yeterli protein, yeşillik ve tuz almazsanız ne olur?
Klasik çok öğünlü bir diyette gün boyunca onlarca karar verirsiniz: bu yenir mi, ne kadarı yenir, kaç kalori tutar, akşama ne kalır, ekmek değişimi kaldı mı, protein hakkı doldu mu? Vs. vs. Aralıklı oruçta ise karar sayısı ikiye iner, yeme penceresi açıldığında ne yenecek ve kapanmadan önce ne yenecek.
Hekiminizle lipödem tedavisini konuşurken ketojenik diyet de gündeme geldi. Bu diyet bacaklarınızdaki ağrıyı azaltır mı, yoksa ağrı yalnız kilo verdikçe mi azalır?
Ketojenik diyete başlamak için iki şey yeterli diyorlar: karbonhidratı kesmek ve sabretmek. Bu düzene kim, hangi hazırlıkla girmeli ve nasıl devam etmeli?
Ertesi sabah tartıda beliren 1-2 kiloyu yağ sanabilirsiniz, ancak bu artış sudan kaynaklanır. Bir kaçamakta asıl bedel o öğünün kalorisi değil, geri dönmek için gereken süre. Aynı pasta sizi ilk ayda bir hafta, altıncı ayda ise bir gün geriye atabilir. Bu farkın neden bu kadar büyük olduğu ve asıl riskin neden fizyolojide olmadığını öğrenmek için yazıya göz atın.
Ketojenik beslenmeye başlamak istiyorsunuz ama gram hesapları, yasaklar ve keton ölçümleri kafanızı karıştırıyor. Bu iş bu kadar karmaşık mı, tabağa neyi ne kadar koymalı?
Ketojenik beslenmeye başladınız ama alışveriş listeniz yasaklardan ibaret. Hangi sebze sepete rahatça girer, protein tozuna ve tatlandırıcılı içeceklere de izin var mı?
İdrar strip'i, kan cihazı ve nefes ölçer keton ölçümünde kullanılan üç araç. Yazımızda bu araçları ölçtükleri değerler, güvenilirlikleri ve maliyetleri açısından karşılaştırıyoruz. Keto uygulayan herkesin ölçüm yapmasının gerekip gerekmediği tartışılırken bir yandan da doğru ölçüm için dikkat edilmesi gerekenleri öğrenmek için yazıya göz atın.
Birkaç gündür iştahınız kesik, nefesinizde hafif bir koku var. Bu, bedenin yağ yaktığı ketosis durumuna girdiğinizi mi gösteriyor, yoksa belirtiler yanıltır mı?
Çevrenizde ketojenik diyetle kilo verenleri görüp sıranın size geldiğini düşünüyorsunuz. Bu düzen sizin iştahınıza ve gününüze uyar mı, kimler hekimine danışmadan başlamamalı?
Ketojenik diyet, "şunu az yiyeyim" diyerek başlanacak bir diyet değil; bedenin hücresel yakıt tercihini kalıcı olarak değiştiren ciddi bir metabolik protokoldür.
Airfryer'ı yağsız pişirdiği için sağlıklı sayanlar da var, kanserle anıp uzak duranlar da. Hangisi haklı, sepetteki patatesin rengi bu tartışmada neyi değiştirir?
Süt reyonu uzun yıllar üç kelimeyle idare etti: tam yağlı, yarım yağlı, light. Son birkaç yıldır rafta yeni bir kutu türü daha var: üzerinde büyük harflerle PROTEİN yazan, spor salonu estetiğiyle tasarlanmış, ön yüzünde gram gram protein varlığını ilan eden şişeler.
Sabah aç karnına bir kaşık sirke gerçekten yağ yaktırır mı? Kan şekeri, kilo, sindirim, zararlar ve 'zayıflama sirkesi' trendi: kanıtın söylediği ile pazarlamanın söylediği aynı şey değil. Kilodaki etki ölçülebilir ama küçük; en iyi belgelenmiş zarar ise diş minesinin aşınması.
Hekim takibinde zayıflama iğnesi kullanıyorsunuz ve önce yüzünüz inceliyor. Yüzdeki yağ karındakinden farklı mı, aynı kiloyu veren herkesin yüzü aynı biçimde mi değişir?
Günde kaç gram protein yeterli, dağılımın gerçekten bir önemi var mı ve hayvansal ile bitkisel kaynaklar arasındaki fark ne?
Makrolar, beslenmenizin kalitesini ve dengesini hedefinize göre yönetmenin aracıdır; amaç kalori saymak değildir. Protein, karbonhidrat ve yağ bu gruptadır. Dördüncü makro olan alkolü ise çoğu kişi gözden kaçırır. Bu yazıda gramların neyi anlattığını ve makro saymanın şart olup olmadığını öğreneceksiniz. İşin teknik detaylarına dair her şey ve önemli sorularınız bu yazıda.
Yıllardır aynı üç beş kiloyu verip geri alıyorsunuz ve suçu iradenizde arıyorsunuz. Hedefi tartıdaki sayıya değil kas ve yağ dengesine bağlamak neyi değiştirir?
Beslenme ve diyetetik bölümünü kazandınız ya da tercih listenize yazmayı düşünüyorsunuz. Mezun olunca iş nerede, bu diploma yurt dışında geçer mi?
Karantinada rutininiz dağıldı ve yemekle ilişkiniz yeniden zorlaştı mı? Yeme bozukluğu geçmişiniz varsa bunu bir hekimle ya da psikoterapistle ne zaman konuşmalısınız?
Telefonda filtresiz diye paylaşılan bir yüz ve beden size ne kadar gerçek geliyor? Kendinizi o kareyle kıyaslarken arkasındaki ışığı, makyajı ve rötuşu hesaba katıyor musunuz?
Kuzeninizin düğününde iyi görünmek istiyorsunuz. Bu hedefi kendi isteğiniz mi belirliyor, çağın güzellik kriterleri mi? Hazırlık bedeninizle savaşa dönüşmeden yapılabilir mi?
Hep aynı saatte, aynı ortamda benzer şeyler yediğinizi fark ettiniz mi? O anda sizi tabağa götüren gerçekten açlık mı, yoksa adını koymadığınız bir duygu mu?
Gece yarısı buzdolabının ışığında bir şeyler atıştırırken kendinize kızıyorsunuz. Bu bir irade meselesi mi, yoksa gün içinde yediklerinizin ve uykunuzun bunda payı var mı?
Bir diyetisyene gitmeye karar verdiniz ve aramaya başladınız. Unvana mı, takipçi sayısına mı, en net listeyi verene mi bakmalısınız, ilk görüşmede neyi sormalısınız?
İlk diyetisyen randevunuzda içeride sizi neyin beklediğini merak ediyor musunuz? Elinize hemen bir liste mi verilir, yoksa önce sizi tanımak için neler sorulur?
Kişiye özel diyet denince aklınıza genetik testler ve uzun tahlil listeleri mi geliyor? Bir planın gerçekten size göre kurulduğunu nereden anlarsınız?
Takviminizde sağlıklı beslenmeye başlayacağınız bir pazartesi işaretli. Birazdan yiyeceğiniz tabak da ilk adım olabilir mi? Bunun için diyetisyen ya da dolu bir dolap şart mı?
Kilo verdiniz, karnınız inceldi, bacaklarınız değişmedi. Bacaktaki şişliğin tek bir adı yok.
Spora yeni başladınız ama ilk haftalarda tartı inat ediyor, hatta yukarı çıkıyor. Bunun kaynağı ne? Tuzu ya da suyu kısmak bir şey değiştirir mi?
Omega 3 bir ilaç değil, bir besin: bedenimiz onu kendisi üretemediği için yiyeceklerle almazsak eksik kalıyor. Haftada iki porsiyon yağlı balık yiyen biri bu ihtiyacı rahatça karşılıyor ve takviyeye gerek duymuyor; balık yemeyenler için ise omega 3 takviyesi makul bir çözüm.
Anne babanızın unutkanlığı, beyin sisiniz, hafızanız ya da sınavdaki çocuğunuz için sitikolin önerdiler, almayı düşünüyorsunuz: peki sitikolin gerçekten sosyal medyada söylendiği gibi zihne iyi gelir mi? Nasıl çalışıyor, ne zaman, hangi şekilde ve dozda alınmalı? Ne kadarı pazarlama, ne kadarı gerçek? İnceleyelim.
Şekersiz çikolatanın ya da keto kurabiyenin etiketinde eritritol yazıyor. Bu tatlandırıcı kan şekerinizi yükseltir mi, günde ne kadarını rahatça kullanabilirsiniz?
Hekiminiz tuzu azaltmanızı istedi. Maden suyundaki sodyumun bikarbonatla mı, klorürle mi bulunduğu tansiyonunuzu farklı etkiler mi?
İçtiğiniz çay, kahve, kola ve ayranın günlük sıvı ihtiyacınıza katkısını merak ediyor musunuz? İçeceklerin vücutta sıvıyı tutma gücünü karşılaştıran hidrasyon indeksinde, düzenli kahve içenlerde kahve suya çok yakınken yağsız süt daha iyi sonuç veriyor; ayranın da benzer etki göstermesi bekleniyor. Alkol ile detoks ve zayıflama çayları ise sıvı kaybına yol açabildiği için ayrı değerlendiriliyor.
Kramp, yorgunluk ve baş dönmesi gibi şikâyetlerin büyük kısmı elektrolit dengesizliklerinden kaynaklanmakta. Sodyum, potasyum ve magnezyum gibi temel elektrolitlerin vücuttaki işlevlerini, dengesiz alımları ya da özel dönemlerde bedendeki dengelerinin neden bozulduğunu ve bu mineralleri doğal kaynaklardan almanın en iyi yollarını bu yazıda kapsamlı olarak inceliyoruz.
Sofra tuzunun yanında birkaç kat pahalıya satılan pembe ve kaya tuzları duruyor. Bunlardaki ek mineral ihtiyacınızın ne kadarını karşılar ve içlerinde iyot var mı?
Market rafında elinizi hep alışkın olduğunuz maden suyuna uzatıyorsunuz. Yan yana duran iki şişenin sodyumu ve magnezyumu aynı mı, etikette önce hangi satıra bakmalı?
Demir takviyesini düzenli kullandığınız hâlde ferritininiz yükselmiyorsa bu yazı sizin için. Çayın, kahvenin ve bazı besinlerin emilime etkisini, takviye seçerken nelere bakılacağını ve demir depolarının ne kadar sürede dolduğunu kaynaklarıyla birlikte inceleyeceğiz.
Ürik asit yüksek çıktığında ilk yasaklanan genellikle kırmızı et oluyor. Bu yazıda ürik asidin vücutta nereden geldiğini, beslenmede onu asıl hangi alışkanlıkların yükselttiğini ve neyi nasıl değiştirebileceğinizi, esnek, temkinli ve kaçınılacak gıdaları ayıran bir tabloyla birlikte inceleyeceğiz.
Yeni bir beslenme programına yarın başlıyorsunuz ve elinizde kan tahlili yok. Altı ay sonra kolesterolünüz değişirse bunu neyle karşılaştıracaksınız?